Plog: 17.01.2018

Çarşamba, Ocak 17, 2018




Gün sabah 7’de bu sarışının sarılması ve sırnaşmasıyla başlıyor. Dün gece 22’de uykuya daldığım için erkenden uyanmakla bir sorunum yok bugün. Bir yarım saat kedilerle öpüşüp koklaşıp ardından Umud’u uyandırıyorum.



Bu bebe grip gibi mızmızmız kalkıyor giyiniyor okula gidiyor.



Hava feci yağmurlu, o yüzden bu yağmur pantolonunu normal pantolonunun üstüne  giyiyor. Ben de alsam fena olmaz kendime.



Umud gidince ben de kahvaltımı yapıyorum. Biri reçelli biri fıstık ezmeli. Ve evet hala günde bir fincan kahve içiyorum değiştirmeye de hiç niyetim yok. Ardından da günlük vitaminler.



Sonra da ebe randevusuna gidiyorum. Doğumdan sonraki bebek hemşiresi, iş yerine vermek için hamimlelik belgesi vs gibi kağıt kürek mevzuları konuşuyoruz. 






Y


Çıkınca halkın mağazası fakirin dostu Action’a gidiyorum, güzel şeyler var ama ihtiyacım olmayan şeyleri almayı epeydir kestim. Sadece o eski moda ama benim çok sevdiğim sudan ucuz cam tabaklardan alıyorum. 







Sonra bi Xenos’u gezip bir iki atıştırmalık alıyorum öğlen umud’la yeriz diye ama hiçbiri güzel çıkmıyor.









Ardından Hema’dan bir smoothie alıp bebek kıyafetlerine bakıyorum. Bir de Hema son bir yıldır makyaj fırçalarında coştu, kalitesi muhteşeme yakın fiyatları çok ucuz. Böyle bir şey daha çıkarmış fondöten için. Almadım ama alabilirim.





Sonra Zara’ya bakıyorum. Kendime bir şey baktığım yok çünkü kıyafetim çok, sadece hamile pantolonu ve bol kazakla yaşadığımı düşünürsek hele. Bebek reyonundan bu hardal sarısı taytı minik hanıma alıyorum. Kız bebeklere bu renk çok güzel bence. Üstüne beyaz veya lacivert-krem çizgili tişörtle güzel olur.



11 gibi sıkılıp eve dönüyorum. Aldığım makarnayı Chicago Fire izlerken yiyorum ama ı ıh kötü.



Soldaki benim sağdaki Umud’un. Ara atıştırmaca.



Sonra biraz mutfak dolabını elden geçiriyorum. Tek tek kalmış tabakları ayıklıyorum.



Pilim bitti bile. Koltukta biraz uzanmaca. Bu cartoon network’ün sesi bana mı fazla geliyor yoksa cidden çok mu gürültülü?



Yeni kitaba başlamıştım birkaç gün önce, bir bölüm daha okuyorum. 



Evdeki birkaç eksiği almaya markete gidiyorum.



Bir süredir internette karşıma çıkan İzlanda yoğurdu skyr’den de alıyorum. Bakalım nasıl akşam deneyeceğim.


Yemek yapma zamanı. Tavuk kanat var, yanına da böyle fırında karışık sebze.



Böyle bir şey oluyor sonuç. Tabağımı da hemen kullandım!



Yemekten sonra Umud kek yapmak istiyor. Havuçlu cevizli küçük bir kek yapıyoruz.



Doğru fırına.



Kek pişerken biz koltuğa gömülüp battaniyenin altında Azkaban Tutsagı’nı izliyoruz. Umud unutmuş çoğu şeyi, skandal. Hemen bilgileri tazelemek lazım.



Saat 20.00 gibi yukarı çıkıyoruz, Umud banyo yapıp yatağa gidiyor. Burnu tıkalı ama asla sprey sıktırmıyor, ilaç içmiyor grrr. İyileşmeye çalışmayan hasta en sevmediğim hasta. Ben de ona süt ısıtıyorum. Isıtırken de elimi yakıyorum, ufaktan bir cinlerim tepeme çıkıyor. Bakıyorum ev halkına sarmaya başladım bari yatağıma giriyorum. Skyr fena değil, yapısı epey ipek gibi onu sevdim, yağsız olmasını sevmedim, ben süt mamüllerinin yağlısını severim. Tadı yoğurt ve quark arası, gideri var. Protein oranı da normal yoğurdun üç katıymış. Olur arada alırım bence.

Şimdi saat 22’ye geliyor, muhtemelen biraz kitap okur uyurum. 

İyi geceler!

You Might Also Like

1 yorum

Labels