Ekim - Kasım Ayı Favorileri

Pazartesi, Aralık 11, 2017

Artık günlerim sadece işe git gel, iyi kötü yemek yap, mutfağı toplama bey toplasın, uyu, totomuza giyecek bir şey kalmayınca makineye çamaşır at ve yorgunluktan öl şeklinde geçtiği için blog da sessiz. Ne yapalım geçecek elbet diyor önümüze bakmaya çalışıyoruz.


Dekorasyon:



Eve minik bir sonbahar köşesi yapmıştım. Bildiğimiz dekoratif sandığı işte gördüğünüz ıvır zıvırla süsledim.



Arkasındaki çirkin boruya ışıklı tel sardım, fena olmadı sanki? Gerçi fena olduysa da topladım artık bunları, malum kış geldi bile. 

Üst baş:



Zara’dan şu pabuçları aldım, ben genelde spor ayakkabıyla yaşıyorum ama arada bir farklılık olsun istedim. Sanırım havalar iyice soğumadan üç kez giydim, üçünde de görenler iltifat etti bu ayakkabılara.

Film:



The Hitsman’s Bodyguard’ı izledim. Hiçbir zaman Ryan Reynolds hastası olmadım ama bu filmde epey başarılı buldum. Elbette klişelerle dolu bir macera/komedi filmi ama zaten izlemeden önce aradığım şey de oydu. Bir de filmin Amsterdam’da çekilmiş olması ayrıca hoşuma gitti.

Dizi:



Sherlock. Evet Amerika’yı yeni keşfettim. Klasik Sherlock Holmes hikayesinin modernize edilmiş hali olduğunu bilmiyordum açıkcası ama çok güzel olmuş bu şekilde. Bunu ailecek Netflix’ten her haftasonu bir bölüm olmak üzere izliyoruz. Bildiginiz gibi zaten 3-4 bölümden oluşan sezonlar çektikleri için sadece 3 bölümümüz kaldı. Fırk:( neyse ki bölüm süreleri oldukça uzun. Oyuncu seçimleri de cuk oturmuş bu arada. 

Kitap:



Tess Gerritsen’in Rizzoli&Isles serisinin son iki kitabını da okudum bitirdim. Ben Hollandaca okudum, Türkçeye ilki yani Sterf twee keer olan Diriliş (ne alaka die again’le) diye çevrilmiş. 



Son kitap ise Ik Weet een Geheim henüz çevrilmemiş, bakalım orjinal adı I know a secret olan bu kitabın adını nasıl çevirecekler?! Meraklısı için Hollandaca çevirileri birebir aynı diyebilirim.. İki kitap da çok güzeldi. Tess Gerritsen cidden bu işi biliyor. Bir sürü konuyu ve cinayeti birbirine bağlayıp, tahmin edilmeyecek bir son yazıyor her seferinde. Rizzoli&Isles serisi hariç birkaç kitabını okumuştum ama bu seriyi ayrı bir seviyorum, yine de okumadığım kitaplarına da şans vereceğim. 

Çiçek:



Kış demek okaliptüs demek. Eskiden aldıklarım kadar o kendilerine özgü kokularını hissedemiyorum ama olsun. Bu beni havalar soğuyunca bir demet okaliptüs almaktan geri koymuyor. 



Arasına ben iki avalanche gülü, bir dal ortanca, bir dal da zambak karıştırdım. Okaliptüs uzun süre sağlam kalan bir bitki olduğu için bu saydıklarım solunca yerlerine başka kesme çiçekler alır, suyu değiştirir yeni bir aranjman yaparım.

Önümüzdeki ay -umarım- görüşmek üzere.

You Might Also Like

1 yorum

  1. Pabuçları ve fincanı çok beğendim. Bloğa birşeyler yazmana bayılıyorum

    YanıtlaSil

Labels