Ağustos Ayı Favorileri

Cuma, Eylül 08, 2017

Farkedenleriniz olduğu üzere blogum birkaç haftadır kapalıydı. Şimdi yeniden açtım, hayır bunu Teoman'ın müziği bırakmasına çevirmeye niyetim yok. İlgimi yitirmek, internetteki aşşşırı kusursuz hayatların biraz sinirimi bozması, vakit ayırmak istememek gibi sebeplerim vardı ama maşallah halkımızın mesajları mailleri bitmek bilmedi. Hihih. Siz seviyorsunuz beni sanırım? Baktım cevap vermek blog yazmaktan daha zahmetli oluyor, yeniden açtım. Bakalım. Geçen ayın favorilerini de yazdım, tepe tepe okuyun.


Dekorasyon: 



Aslında bir dekorasyon öğesi olmamasına rağmen bu kategoride başka yeni bir alternatifim olmadıgından görgüsüz gibi televizyon demek zorundayım. Artık miladi dolan televizyamızı Sony Smart Tv ile değiştik. Ben eve alınan elektroniklere genelde gıcık oluyorum. Siyah siyah bir sürü kutu dekorumu bozuyor, iPad harici bir şey kullandığım da yok ancak tozlarını alıyorum. Amaaaa smart tv güzel bir şeymiş sevgili okur. Apple TV, Hollanda tv'leri için dekoder, indirdiğimiz filmleri tv'ye atmak için oynatıcı, Türk kanalları için uydu vs hepsini kaldırdık, adamlar hepsini içine koymuş. Meğerse yeni nesil televizyonlar böyle kompakt ve kapsamlıymış. Ne bileyim ben Amerika'yı keşfetmiş gibi oldum hiç ilgilendiğim bir konu olmadığı için :) Kumandada da direkt netflix tuşu olması büyük kolaylık, hakeza usb girişi de. İlk kez beyimi aldığı bir elektronikten dolayı eleştirmiyor ve tadını çıkarıyorum. 

Üst Baş:



Geçen ay bu kotun içinde yaşadım desem yalan olmaz. Zara'nın indiriminde 50 Euro'dan 10 Euro'ya düşmüşken almam da ayrıca muhteşem oldu. Ben zaten üst başa para vermeyi sevmiyorum çok, indirim dönemi avcısıyım pinti gibi. Ay kolay mı kazanılıyor o paralar?!?1!1 neyse şu an mağazalarda bu yok ama yine benzeri var, real vintage boy cut diye geçiyor Zara 'da yanılmıyorsam. Üstümdeki de Zara'dan yine, indirimden 5 Euro'ya aldım. Hihih.



Bu ayakkabıları H&M katalogunda görmüştüm. H&M'in şu bir tık kaliteli serisi var ya Premium Quality diye satılıp azıcık daha pahalı olan, işte o seridendi. Çok hoşuma gitmişti ama 50€ bir H&M ayakkabıya vermem deyip almamıştım. Sonuçta H&M yani ne kadar premium kalite olabilir allasen? Sonradan online sitede 15'e düştüğünü gördüm. E tamam işte, sen H&M'sin aferin küçük düşün. Aldım gitti. Bunları da geçen ay epey giydim. Gerçekten kalitesi ve rahatlığı epey iyi diyebilirim. 



Bir başka favorim de Mango kısa topuklu süet ayakkabılar oldu. Ne yazık ki yağmurlardan bir kez giyebildim ama olsun. Rengi, hafif retro görüntüsü ve rahatlığıyla favorim oldu.



Serpil Çakmaklı gömleğimle de yakıştı bence. Bu fotoğrafta da o kotu giymişim bakın:)

Yeme İçme:



Taze fasulye ve bulgur pilavı. Hepsini Türkiye'den taşıdım. Taze fasulye çok çok severim ama buradakileri cidden sevmiyorum. Güzel pişirilmiş bir taze fasulyeden tabak tabak yiyebilirim. Ben çok bol soğanlı, zeytinyağında sararana kadar kavrulmuş, ardından üstüne domatesi dizilip çok kısık ateşte üstünü açmadan ve su eklemeden pişirilmiş, şekeri tuzu bol versiyonunu seviyorum. Su eklenmiş taze fasulye üzgünüm ama ı-ıh. Bulguru da babaannem tabi ki zorla valizime sokuşturdu. Ben her şerefli gurbetçi gibi Türk marketinden yıkanmış Duru marka paket bulgur alıyordum. Ama aradaki lezzet farkını tarif edemem. Keşke daha çok getirseydim. Sanırım sonum Sarı Mercedes'le Türkiye'den salça, fasulye, bulgur taşımak olacak. Fikrimin ince Tuğba'sı. Salça da Adana'dan aldım beş kilo bu arada endişe etmeyin.

Çiçek:



Arka bahçeden kestiğim ortancalar, ön bahçeden kestiğim sarmaşık güller ve arka sokaktaki çiçekçiden aldığım gerbera, avalance ve karanfil hep birlikte çok güzel bir aranjmana dönüştü bence. Çiçek aranje ederken farklı çiçekler kullanmak istiyor ama nereden başlayıp hangisini hangisine yakıştıracağınızı bilmiyorsanız böyle aynı tondan farklı çiçeklerle buketler yapmaya başlayın derim. Alıştıkça farklı renkler en sonunda da farklı uzunluk ve hacme geçiş yapıp coşarsınız.

Kitap:



Paula Hawkins'ten Karanlık Sular. Yazarın ilk kitabı Trendeki kız'ı herkes gibi ben de okuyup sevmiştim. Yeni kitabının çıktığını görünce elbette hemen aldım. Yazar kendini tekrarlamadan ve buna rağmen kişisel tarzını gayet vurgulayarak daha şimdiden bir çizgi oturtmuş. Kitabın türü tıpkı Trendeki Kız gibi. Polisiye gerilim arası gidip gelse de iki tarzın da epey yumuşak versiyonu. Oldukça sürükleyici olduğundan da pıt diye bitiyor. Kitapta çok fazla 'omaygad' diye bağırdığınız, tokat gibi çarpan anlar yok ama alttan sürekli bir omaygadomaygad diye fısıldama durumu var. Anlatabildim di mi? Bir anda çarpan veya geren bölüm sonları yerine sürekli bir diken üstünde oturarak okuyorsunuz. Yine epey sürprizli ve kendi adıma tahmin edemediğim şekilde çözülen bu kitabı türü seven herkese tavsiye ederim.

Dizi:



Las chicas del cable! İngilizce adıyla cable girls. Game of thrones bitince üzgün üzgün Netflix'te aranırken gözüme çarptı, İspanyolca olmasıyla da ayrıca ilgimi çekti ve başladım. Aşşşşırı pembe dizi olmasına rağmen ya da tam olarak bu yüzden gayet severek izledim. Dizinin ilk sezonunun ilk yarısı yani 8 bölümü yayınlandı, kalan 8 bölüm de 2018'de gelecek diyolla. İkinci sezon onayı da gelmiş bile. Başrol kız çok güzel, kostümler ve 1920'lerin saç modelleri çok güzel. Arada 2000'lerden müzikler çalması çok gerzek ama gözüme batmadı:)

Dizi 1920'ler Madrid'inde, ülkedeki tek telefon şirketinde operatör olarak çalışan dört kadına odaklanıyor. Aşk, ihtiras, sırlar filan derken annemle 20 sene önce Rosalinda izlediğimiz dönemdeki hislere bürünerek izliyorum. 



Ayrıca patronun oğlu Carlos arada kahveye gelebilir sorun yok.

You Might Also Like

9 yorum

  1. sevgili tuguna,yillar önce,evde nasil manikür yapilir diye google de aratirken blogunuzu bulmustum.hala sizin gibi manikür yaparim .yillardirda takip ederim,hergün tiklarim.iki haftadir giremeyince üzüldüm.zaten kalan bir kac blogdan birisiniz.yani,benim takip ettigim.dönmenize cok sevindim.lütfen kapatmayin,blogda cok da yararli bilgiler var.en azindan acik kalsin sevgiler hülya

    YanıtlaSil
  2. Bloğu kapatmana en çok üzülenlerden biriyim. Hergün 3-5 kez tıklayıp belki acmıştır diye bakıyordum. O muhteşem kusursuz hayatlar bloglar sayfalar diyorsun ya hepsinden tiksinti geldi artık reklam çıkar ilişkidine döndü. Bu sanal alemde bir tek sen varsın gercek doğal dopdoğru olan . Tekrar teşekkürler açtığın için sayfayı . Büşra

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Tuğba, blogu yeniden açmanıza çok sevindim. Her gün yeni yazı yayınladınız mı diye kontrol ediyordum. Doğallığınızı, muzip, eğlenceli, zeki paylaşımlarınızı seviyorum. Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  4. Açmanıza çok sevindim sizi zevkle takip ediyorum

    YanıtlaSil
  5. Ben de her gün girip blogunuza bakanlardanım. Kapandığına üzülmüştüm.Bu gün tesadüfen görünce yurtdışında akraba görmüş gibi oldum.

    YanıtlaSil
  6. bende kapattığınız için içi burkulanlardanım. Eyvah bir değerli,sürekli takip ettiğim bloggerı kaybettik dedim ama çok sevindim dönmenize. Siz kimselere bakmayın...

    YanıtlaSil
  7. Uzun zamandır ara ara blog.unuzu okuyordum, şimdi tam Hollanda'ya gelme arefesi tekrar bakayım dedim ama kapanmış olduğunu görünce çok üzüldüm. Yeniden açmanız güzel oldu bence de :)

    YanıtlaSil
  8. Tabii ki seviyoruz, sevmesek her gün girip bakarmıyız.Hoşgeldiniz. Sevgiler Ayla G.

    YanıtlaSil
  9. Instagram olsa da , blog başka , kal bizimle

    YanıtlaSil

Labels