2017 Türkiye Tatili - Part 1

Çarşamba, Ağustos 09, 2017



Allahım ne sıkıcı bir başlık attım. 2017 Türkiye tatili tamamen beyimin ricası üzerine planlandı, benim bu yaz için bambaşka planlarım vardı ama hayırlı damat mı diyeyim ne diyeyim bilemiyorum tutturdu klasik gurbetçi tatili yapalım diye. 




Araya ben kendi arzuladığım rotaları da serptim elbette, herkesin gönlü oldu kısaca. Keşke şöyle yazları üç haftadan fazla izin alabilsem de iki tatil yapsam :p Gerçi servis o kadar yoğundu ki hepimiz ikişer hafta izin alabildik yaz için, üçüncü haftadaki mesailerimi ben arkadaşlarla değişebildim de üç hafta tatil yapabildim. Hayat zor.



Neyse tatilimize Tömük'te yazlıkta başladık, yazlık tatili için elbette yazılacak çok şey yok. Sabah deniz, akşamüstü havuz, aralarda aralıksız yeme içme şeklinde geçirdik diyebilirim. 







O kadar yorgunduk ki zaten tam da ihtiyacımız olan buydu. 


Akşama kadar denizcilik havuzculuk, arada öğlen salıncakta kitap okuyup uyuklama seansı, akşam balkonda cin tonik ve bomonti, yediklerimizi eritmek için gece sahilde yürüyüş, dönerken midye, kokoreç, bicibici, sıkma, mısır, taş kadayıf yiye yiye yeniden şişmek şeklinde semirmece şeklinde bir rutinle günler geçti.



Arada değişiklik olsun diye Mersin merkeze gittik, Türkçe kitaplar aldık, sinemaya gittik, tantuni yedik. Mersin epey hoşuma gitti son gördüğümden bu yana değişmiş, daha bakımlı, yeşil ve hoş bir şehir haline gelmiş.





Mesela Marina çok Avrupai (böyle mi yazıyorduk bunu?) bir yer gibi geldi gözüme. Hoş restoranları, manzarası, mağazaları, ortadaki havalı açık barıyla gayet olmuş. Beğendim.








Başka bir gün de Limonlu'ya gittik. Yolu bir yanı dağ bir yanı uçurum şeklinde hem korkunç hem çok güzeldi. Ortam, suların üstündeki masalar şu bu hoşumuza gitti ama hayatımızın en büyük kazıgını da burada yedik. Tatil yerlerinde yemek vs elbet biraz daha pahalı olur ama şöyle söyleyeyim Paris veya Amsterdam'da bile limonlu'da ödediğimiz gibi bir hesap ödediğimizi hatırlamıyorum. Sonra neden yerel turist Yunan'a kaçıyor..





Ama çok memnun kaldığımız restoranlar da elbette bulduk. Çeşmeli'deki Şerife'nin yeri bunlardan biriydi. Bey burayı tripadvisor aracılığıyla bulmuş, asmaların altında epey güzel bir ortamı ve lezzetli yemekleri vardı. İçeride Hollandaca şarkılar çalması da ayrıca komikti, o civarda epey Belçikalı yazlık sahibiymiş öğrenmiş olduk.

Tatilin bu kısmı yani on günü hemen hemen böyle geçti, devamı gelecek...


You Might Also Like

0 yorum

Labels