Strazburg - Alsace Gezisi Part 3

Pazar, Mayıs 21, 2017

Geldik üçüncü güne... 


Tüm seyahat boyunca en en en merak ettiğim ve gördüğüme sevindiğim iki noktadayız. Colmar ve Eguisheim. Colmar'a ulaşınca otele yerleşip -yine ibis'te kalıyoruz- hemen merkeze gidiyoruz. Kalbim elbette pıt pıt heyecanla atıyor.

 
 

Colmar o kadar estetik o kadar güzel ki sanki kalemle çizilmiş, üstüne düşünülmüş gibi.

 

Taş sokakları, pastel renkli mini mini evleri, çiçekleriyle rüya gibi. Romantizmin şehre dönmüş hali ya da film dekoru gibi. Muhteşem. 

 

Sokaklarda dolaşıyor ve her noktaya hayran kalıyoruz. Hatta bir noktada kameramı bile çantama koyuyorum, bu kadar güzel şeyi çek çek bitiremem veya zaten güzelliğini yeterince gösteremem diye.

 

Yavaş yavaş şehrin en romantik ve güzel bölgesi Le Petite Venice'e yürüyoruz. 

 

Yürürken bu restoranı gözümüze kestiriyoruz. Eskiden yaşayan kişinin eşyalarını asmışlar dış duvara:)

 

Basit ve güzel bir menüsü var, akşam buraya dönüp yemek yemeye karar veriyoruz. Çok da isabetli bir karar vermişiz, çok hoş bir ortamı ve lezzetli yemekleri vardı. Tamamen dolu olmasına rağmen de servisi de hızlıydı.

 

Le Petite Venice! Hayır masal mısın tablo musun bu nedir yani?

 

Hayran kalınacak kadar güzel.


 
 
Renkli evlerinin dışarı açılan panjurları bile güzel! Tüm detaylarıyla zarafet ve estetik nedir sorusunun cevabı gibi.


Bot turu yapmak da burada bir seçenek olmasına rağmen ben yürüyerek gezmeyi tercih ediyorum her yeri ama eminim o da oldukça keyiflidir.

 

Kapılar bile fotojenik:) Zaten güzel kapı önlerini ayrı bir severim.

 

Aşk tazelemek mi istiyorsunuz, sevgilinize bu ara biraz gıcık mısınız, yıldönümü mü kutlayacaksınız hemen buraya gidip romantizme doyun derim:)

 

 

Le Petite Venice'e aşık olup iyice dolaştıktan sonra yeniden merkeze yürüyerek dönüyoruz. Merkez epey hareketli, bol bol restoran ve mağaza var. Karnımızı doyurduktan sonra birkaç saat dinlenmek için otele dönüyoruz.

 

Tabi yine her gördüğümüz noktaya hayran hayran bakarak.

 

Akşamüstü yeniden Le Petite Venice'e dönüp bu kez boşalmış sokakların tadını çıkarıyoruz.

 

Ve ardından güneşi batırıp sabah gördüğümüz restorana yürüyoruz. Kendimizi lezzetli tabaklarımıza ve pinot noir'a gömüp o anın tadını çıkarıyoruz.

Mutlu ve çakırkeyf otelimize dönüp kitabımıza dizimize gömülüp dinleniyoruz.

Ertesi gün ne yazık ki tatilin son günü. Son durağımız Eguisheim. 

 

Köye girdiğimizde bütün yerli halkın harıl harıl badana boya ve tadilat yaptığını görüyoruz. Sonunda kaybettiğim köyümü buldum! Bahar gelince ben de hep nereyi boyasak, nereyi söküp taksak diye hep kurtlanırım. Rüya gibi toplanmış badana yapıyorlar!

 

2013'te Fransa'nın en güzel köyü seçilmiş, sanırım yeniden bu ödüle talipler ki hummalı bir çalışma başlamış. 

 

Gördüğümüz köyler içinde gerçekten de en güzeli Eguisheim, benim bu yıl da oyum sana canım köyüm.

 

Tüm detaylarıyla masallardan fırlamış gibi. Bütün bu evlere, panjurlara ve sokaklara bakarken burada yaşayan halkın günlük rutinini merak etmeden duramıyorum. 

 

Gözünü açınca böyle bir kapı önü görmek, kahveni burda içmek, bu sokaklardan işe gitmek kimbilir benim rutinimden ne kadar farklıdır.

 

Veya kapının önünde elalemin turistinin oturup fotoğraf çektirmesi:)

 

Hatta balkonuna bile çıkması, yok valla hiç garipsemediler. Ya da ben mutluluktan önemsemedim.

 

Ben de kapımın önünü süslemeye karar verdim, şu görüntünün güzelliğine bakın!

 

Bu köyün bir özelliği de daire şeklinde olması. Bir süre yürüdükten sonra bir bakmışsınız başladığınız yere dönmüşsünüz. O yüzden gezmesi kolay ve keyifli.

 

Burası da tüm Alsas bölgesinin en çok fotoğrafı çekilen noktasıymış. E bu kadar fotojenik ve güzel olursan çekerler tabi. Ben internette buranın fotoğraflarını görüp bayılırdım, kendi gözümle gördüğüm için çok mutluyum.

Zaman, fırsat, para izin verdikçe gezip görmek güzel şey. Başka bir dil duymak, başka insanların rutinini alışkanlıklarını görmek insana iyi geliyor, içi açılıyor. Bizim için çok güzel bir geziydi. Eğer Türkiye'den gelip görmek isterseniz İsviçre Basel havaalanına inip araba kiralayın derim. Toplam dört gün tüm her yeri görmek için çok bile. Zamanınız azsa da Strazburg, Colmar ve Eguisheim bence en görülesi noktalar. Diğer köyler de güzel olsa da atlanabilir. Giderseniz benim yerime de bir kez daha göz ziyafeti çekin. 

Sevgiler!

You Might Also Like

1 yorum

  1. Fotoğraflar harika. Ne güzel bir gezi olmuş. Paylaşımınız için teşekkürler.
    Dilek

    YanıtlaSil

Labels