Nisan Ayı Favorileri

Perşembe, Mayıs 04, 2017

Dekorasyon:


Açıkcası fotoğraflayabilecegim tarzda bir dekorasyon objesi almadım ama yatağımızı değiştirdik o kesinlikle favorim oldu. Yatağın kendisini değil de 'döşeğini' diyeyim. Nerdeyse on yıllık kullanım sonucu rahatlığını kaybetmişti, çok güzel oldu o yüzden. Bulutların üstünde uyur gibi rahat uyuyorum bir süredir.

Üst baş:

 

Zara volanlı kazağımı yeni aldım. Bu yılki Sulukule'den fırlamış gibi abartılı volan ve fırfır modası ruhumu sıkıyor ama bunun sadece kolunda fırfır detayı olunca sevdim. Dokusu da yumuşacık, çok severek epey giydim.

 

Bir de bu H&M deri ceketimi çok sevdim ama az giyebildim, hava deri ceket giyemeyecek kadar soğuk hala.

Yiyecek:

 

Fransa tatilinde bol bol yediğim flambee. Bilenler bilir benim damak zevkim biraz böyle kamyoncu gibi. Et olsun hamur olsun soğan olsun severim:) Flambee incecik çıtır bir hamur üstüne döşenmiş soğan, peynir ve etten oluşan bir yemek. Vejeteryan çeşitleri de var ama dediğim gibi kamyonculuk <3 evde de deneyesim var bunu, bence yapılır gayet dur bakalım.

Kozmetik:

 

Elbette Essie - Go go geisha! Detaylar bir önceki postta.

Çiçek:

 

İçinden saçma sapan yeşillikleri çıkardığım Bloomon aranjman. Çiçek demetlerinin içinde saçma sapan ot çöp olmasını sevmiyorum. Fakir gibi. Özellikle şu sarı frezyanın güzelliği!

Kitap:

 

E. Lockhart - We were liars. Bir süredir eskisi kadar kitap okumuyorum ne yazık ki. Okuduğum 4-5 tane kitap var ve birkaç aydır o kitaplar elimde sürünüyor. Bu kitabın yorumlarını takip ettiğim bir blogda okumuştum,ilgimi çekti ve denemek istedim. İki gün içinde pıt diye okudum, su gibi akıp gitti ve okuma şevkimi geri getirdi. Spoiler vermeden anlatmaya çalışırsam sürükleyici olmasının yanında epey şaşırtıcı ve merak uyandırıcı, sade ama güzel yazılmış bir kitap diyebilirim. Özellikle başlangıçta mevzuyu tam anlayamadan bile, veya sıradan şeylerden bahsedilen bölümlerde bile alttan alttan hissettiğim 'bu işte bir iş var' hissinden çok keyif aldım. Türkçeye Yalancılar adıyla çevrilmiş isteyene.

Dizi

 

The White  Princess. Bilenler İngiliz monarşisiyle ilgili kitap dizi film ne varsa çok sevdiğimi bilir. Geçtiğimiz yıllarda the white queen'i de bayıla bayıla izlemiştim. Kitaplarını da bayıla bayıla okudum:) The white princess'i okumadım gerçi henüz ama serideki diğer her şeyi okudum. Dizi başlayınca elbette hevesle izlemeye başladım. Yine çok güzel ama oyunculara alışmam biraz zaman aldı. 

 

White queen'i çok çok sevmemin birinci sebebi güzeller güzeli Rebecca Ferguson ve etkileyici oyunculuğuydu. Onun yerine bu dizide GoT'deki geçkin tiyatrocu kadını oynatmak kimin aklına gelmiş bilmiyorum. Hiç sevmedim, hiç yakıştıramadım ve  kadına gereksiz bir antipati besledim hatta. Yine kızıl kraliçe olarak da bizim sevimsiz leydi stark oynuyor ki hiç sevmem oyunculugunu. Başrol eski dizideki aşırı iyi kalpli görünen piremses mıymıntı kızdan bir tık daha başarılı ama ona da alışmam zaman aldı anası kadar olmasa da. Ben değişiklik seven biri değilim kurcalamasınlar sevdiğim cast'ları!! Neyse sonuç olarak dizi güzel, entrikalar, aşklar, taht kavgaları, skandallar sevdiğim konular. Ayrıca 3-4 aydır Grey's Anatomy harici izlediğim başka bir şey olması da ayrı bir değişiklik, ayrı bir güzellik oldu. Onda da 11. sezona geldim bu arada, yetişmek üzereyim güncele! 

İşte bu aylık da bu kadar değerli halkımız. Hepinize güzel haftalar dilerim.

You Might Also Like

0 yorum

Labels