Aralık Ayı ve Instagram

Cumartesi, Aralık 31, 2016

Güzel bir ay değildi. Güzel olmaktan çok uzak ve hatta hatırlamak istemeyeceğim(iz) bir yılın son ayına da böylesi yakışırdı. Ayın başında biber iki günlüğüne kayboldu. Ben nöbetten gelmiştim o da her sabah oldugu dışarı çıkmak istedi, çıkarıp yattım. Nasılsa yarım saat sonra ıslak mama saati için gelir, babası da kapıyı açar dedim. Öğleden sonra uyandım evde kimse yok, beye mesaj yazdım biber yeniden kaçta çıktı evde yok diye. O da biber'i hiç görmediğini söyledi. Hadi şimdi gelir birazdan gelir bekle bekle çıldırdım. Hayvan ambulansı, etraftaki barınaklar, şehirdeki bütün veterinerler aklıma neresi gelirse aradım. Yok yok.. Çıktım mahallede seslenerek turladım yine yok. Gece 22 gibi bey işten geldi ben nöbete çıktım, gece nöbetlerini zaten sevmiyorum bir de merak içinde zaman hiç geçmedi. Sabah bir ümit gelmiştir belki sevinciyle eve geldim. Ama maalesef! Mecburen yataga gittim ama yarım saatte bir uyandım alt kata indim camdan seslendim vs. Öğleden sonra bey yine işe gitti ben evde kaldım. O saatten sonra sağı solu arayacak gücü de, çıkıp komşulara soracak gücü de kendimde bulamadım. Oturup ağlamak nolur gelsin diye dua etmek harici bir şey yapamadım. Ertesi sabah oldu, ben böyle elim ayagım oynamaz pelte gibi ağlarken bey komşulardan birine sordu. Kadın tesadüf arkada yeni boşalan bir evin penceresinde bibere benzeyen bir kedi görmüş. Koşup baktı eşim evet o! Komşular taşınırken girmiş ve kapalı kalmış gerizekalı yavrum. Eşim işe gecikmişti bile, telefonu elime tutuşturup gitti. Ben o gören komşuyla ağlar sızlar vaziyette evin emlakçısını aradım, ağlaya ağlaya bağır çağır anlattım. Adam sagolsun siz evin kapısına gidin hemen gelip açıyorum evi dedi. Kokmuş sabahlığımı çıkardım, kuru mamayı kaptığım gibi o eve koştum. Seslenince bibi kapıya geldi, kapıda gelen postalar için küçük bir delik olur ya ordan kuru mama attım adam gelene kadar yesin diye. Ben kapının dışında o içinde epey ağlaştık, bağrıştık. Kuzumun o bağırmaları  hala kulağımda, mamaya bakmadı bile.


Neyse emlakçı geldi, kapıyı açtı hemen kucakladım. Mamayı toplayayım dedim adam halime acıdı siz eve gidin ben hallederim dedi. Eve gittiğim gibi mamaya boğdum yavrumu, sekizyüz kez sarıldım öptüm. O iki günde ömrümden ömür gitti, ben zaten dirayetli bir insan değilim. Böyle konularda soğukkanlı filan olamıyorum. Ama çok şükür buldum, biber'e de Maya gibi bir şey olsaydı kendime gelemezdim. İşin komiği arkadas yedi içti az dinlendi hoop kapıya gidip miyavladı, dışarı çıkacakmış. Hahah. Cesedimi çiğnersin bittor dedim. Şimdi yine ufak ufak çıkarmaya cesaret ediyorum ama bana kalsa tarçın gibi evde otursun hep.

Neyse gelelim ig fotoğraflarına...


Bloomon bu ay biraz vasattı.


İşe gitmeden önce kahvesi.


Evdeki huzur...keşke hep dilediğimiz gibi olsa.


Haarlem. Sis beni hiç rahatsız etmiyor aksine çok güzel buluyorum, yağmura tercih ederim.


Aşırı jingle bells!


Westworld'e başladım, altı bölüm izledim ama yok sarmadı.


Bizim serviste Jacob ve Nettie adlı 70 yaşında bir karı-koca gönüllü çalışıyor. Ikisinin de gündüz normal çalıştıkları ve para kazandıkları işleri var, haftaiçi akşamları da 6-9 arası bizim serviste her işe koşuyorlar. Ama her işe... Bizim yetişemediğimiz her şey onlarda, öyle diyeyim. Hastalara çay kahve servisi, biz sessiz bir yerde yemek yerken hastaların başında bekleme (onlar olmasa harala gürele yiyoruz çünkü ortak salonu boş bırakmamız yasak) yine hastaların saçına maşa, fön yapma (biz genelde yetişemiyoruz bu detaylara, ya da herkese yetişemiyoruz) bozuk ampul varsa değiştirme, servisin dekorasyonunu düzenleme, (bahar teması, noel teması, çeşitli antikalar vs) eğer biz yoğunsak bir iki hastayı önden odasına götürüp hazırlama, bizim arkamızı ve dağınıklığımızı toplama ve daha neler neler. Kesinlikle hiçbirimiz haklarını ödeyemeyiz. O yüzden ikisine küçük birer noel hediyesi aldım, özenle paketledim. O akşam hediyeleri alırken gözleri doldu (halbuki onların yaptıkları yanında hiçbir şey) kırk kere de öpüp sarıldılar bana.


Iki noel sabahı da çalıştım, nasılsa kutladığım bir bayram değil. Özellikle de olması gerekenden 1 saat erken gittim ki biraz geniş geniş ortak salonda kahvaltı yapalım hastalarla, azıcık onları süsleyelim, ne de olsa çoluğu çocugu geliyor hepsinin. Kravatlı yaşlı beyler, kolyeli maşalı yaşlı hanımlar şık şıkıdım yedik içtik:) serviste çalan ilahiler de şansıma oynaktı da ruhum daralmadı. Neyse o bayram ruhuyla akşam da evde biraz özenli bir yemek hazırladım.


Eskisi kadar sağlam içemiyorum ama arada birkaç kadeh iyi gidiyor.


Havalar da kupkuru bir buzzzz. Türkiye'deki kar fotografları çok güzel görünüyor.


Iste böyle geçti bu ay. Yeni yıldan açıkcası bir beklentim yok, 2016'yı aratmasın yeter. 2016 Dünya'daki ölümler, savaşlar, bombalar, din adı altındaki nefret ve Türkiye'deki ölümler, bombalar, hukuksuzluk, haksız tutuklamalar ve faşizmin doruğa çıkmasıyla kendinden nefret ettirdi. Yıl bitti diye bütün bunlar bıçak gibi kesilmeyecek ama insan ümit etmeden duramıyor. Yeni başlangıçlar alttan alttan iyi geliyor.

Bireysel istekler ve keyifler sanki suçmuş gibi hissettirdi bana bu yıl, hem biraz bu yüzden hem kişisel dertlerimden çok bir planım hedefim yok önümüzdeki yıl için. Spor yapacagım şuraya gideceğim vs planlar gözümde yok pek. Sevdiklerimin sağlığı yerinde olsa yetecek..

Herkese mutluluk dolu bir yıl dilerim.

Sevgiler.




You Might Also Like

2 yorum

  1. Bu yazdıklarınızı maalesef Türkiye'de çevremde bile o kadar az insanla konuşabiliyorum ki şimdi siz yazınca ben de sanki sizinle beraber ifade etmiş gibi oldum. Umarım daha iyi yıllar bekler bizleri...
    Bibere de çoook üzüldüm ama neyse ki mutlu sonla bitmiş macerası.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. Merhaba,
    Biber'i dışarı bırakmayın bence, kısırlaştırırsanız dışarı çıkma ihtiyacı da duymayacaktır.

    YanıtlaSil

Labels