Plog: 22.11.2016

Salı, Kasım 22, 2016

Selamlar 


Bugünlerde kendimi inanılmaz mutsuz, yorgun ve depresif hissediyorum. Geçen hafta nöbetçiydim gece ve hala normal düzenime dönemedim. Bu da beni inanılmaz mutsuz ve gergin hale getiriyor. O zaman neden plog yapıp ruhunuzu daraltmıyorum öyle değil mi?


Gün sabah 4.50'de cinboku gibi uyanmamla başlıyor. 5'te beyin alarmı çalıyor, o işe gidince boşuna yeniden uyurum diye yatakta kalma zahmetine katlanamıyorum çünkü geçtiğimiz günlerde işe yaramadığını gayet gördüm. Kalkıp saçımı boyuyorum. Kahvelere dönme zamanı. Ay ne alakası var depresyonumla?! Kış geldi ondan.


Boyanın zamanının dolmasını beklerken bulaşık makinesini boşaltıp ortalıkta gezinen birkaç kirliyi dolduruyorum. Akşam erken yattım, beyin benden sonra evin sağında solunda bıraktığı acı tatlı anıları da toplayıp üst kata çıkıyorum.


Duşumu alıp yatağımızı toplayıp saçımı kurutup giyiniyorum. Hoşçakalın sarı saçlarım. Sonucu sevdim düzgün şekillendirdiğimde daha da iyi görüneceğini düşünüyorum. Şimdi Allah'ın ukalası demeyin ama ben kendime her saç rengini yakıştırıyorum zaten. 😁  bahara kadar böyle, sonra yine açacağım ama bu kez başka tonda.


Bu beybi de uyanıyor ve karanlıkta dışarı çıkmak için mızıldıyor.


Umud beybisi de kahvaltısını yapıyor bu arada.


Bu da beslenmesi kuzumun, afiyet olsun minik totolu çocuğuma.


Umudcuğumu okula bıraktıktan sonra kendim kahvaltı yapıyorum. Burnum tıkalı ve boğazım ağrıyor artık Mayıs'a kadar geçmez, takviye kuvvet lazım.


Bir posta çamaşır makinesi çalıştırıyorum. Asla ve asla çamaşır bitmiyor bu evde. Evin kendisi sanki kirli çamaşır üretiyor. Nudist mi olsak nedir? Bezdim.


Saat 10 gibi bir ağırlık basıyor bu beybimin yanına uzanıyorum koltuğa. 


Yarım saat kadar kitap okuduktan sonra alarmı bir saat sonraya kurup iki saat sonra ancak uyanıyorum. Peh. Düzenim mahvoldu demiş miydim?


Oğluşumu okuldan alıp eve bırakıyorum ve kasaba gidiyorum. Kasabımızı çok seviyorum ki zaten sürekli gittiğim esnaflarla kendi kendime bir bag kuruyorum. Bizim kasap bizim manav bizim viskici çocuk bizim peynirci şeklinde sahiplenmeyi severim.


Kasaptan çıkıp 'bizim çiçekçiye' uğruyorum ama bir şey beğenmeden çıkıyorum.


Basit bir tavuk sote, basit bir salata ve basit bir patates yapıyorum. Zaten iştahım yok.


Ardından yarın için kurufasulyeye girişiyorum. Yarın gündüz çalışacagım için eve geldikten sonra yapsam yetişmez. Bugünden 1,5 saat pişirip yarın eve gelince 1,5 saat daha pişireceğim. Düdüklü tencere demeyin, düdüklüde pişmiş yemek ben sevmiyorum, demirdöküm tencerede en yavaş ateşte agır agır pişince seviyorum kurufasulyeyi.


Yemekten sonra Umud babasıyla babaannesine gidiyor. Bu gece orada kalacak ikisi. Ben tarçın ve biberle evdeyim. Önce mutfagı temizleyip bulaşık makinesini çalıştırıyorum.


Ardından sabahki çamaşırları katlıyorum.


Sonra da salonu süpürüp koltuğa gömülüyorum. Biraz müzik dinliyorum biraz şiir okuyorum. Attila İlhan okudum mesela uzun zaman sonra. 

bir deniz kıyısında otur
gemiler sensiz gitsin bırak
herkes gibi yaşasana sen
işine gücüne baksana
evlenirsin çocuğun olur
sonun kötüye varacak
beni koyup koyup gitme
ne olursun

Agustos Çıkmazı'nı Attila İlhan ne düşünerek ya da hissederek yazdı, şiirin adı neden agustos çıkmazı bilmiyorum. Bunu bilmemek güzel. Bana bu şiirde İlhan hep bir başkasına akıl veriyor gibi değil de kendini 'herkes gibi yaşamaya, işine gücüne bakmaya' ikna etmeye çalışıyor gibi geliyor. Çünkü herkes gibi yaşamazsan, işine gücüne bakmazsan, evlenip çocuk yapmazsan ve o hayata iyi kötü tutunup orda kalmazsan düşersin yorulursun, sonun kötüye varır. Çünkü senin kanatların yok. 

Sanırım benim de 'kendimi martılarla bir tuttuğum' bir dönem oldu. Düşüp yorulup öğrenince büyümüş oldum. Işime gücüme bakıp herkes gibi yaşıyorum, gemiler bensiz gidiyor. 

Iyi geceler.





You Might Also Like

4 yorum

  1. sizi okumak keyif veriyor bana. ama bu sefer garip bir hüzün sezdim. umarım herşey yolundadır.

    YanıtlaSil
  2. Ne güzel bir post olmuş. Zevkle okudum. Teşekürler...

    YanıtlaSil
  3. keyfin biran önce yerine gelir umarım. Havalardanmıdır bilinmez herkes böyle keyifsiz ve çekilmez bu aralar. Ploglara ara verme lütfen

    YanıtlaSil
  4. Atilla Ilhan sevdiği ama birlikte kaçmaya ikna edemediği zengin kıza yazdı sanırım bu şiirini de.
    Henüz meşhur ve ünlü değilken, zengin bir kıza aşık olur. Kızın ailesi izin vermez birlikteliklerine. Ilhan da kıza 'cebine sadece rujunu koy ve gel' deyip bekler kızı ama gelmez tabii.

    YanıtlaSil

Labels