Şubat Favorileri

Salı, Mart 08, 2016

Dekorasyon:



Elbette yeni masa, sandalyeler ve lamba. O mu bu mu derken çok içimize sinen bir şey bulabildik sonunda masa konusunda. 


Ben doğal materyallerden yapılmış bir masa ve metal endüstriyel sandalyeler istiyordum. Gönlüme göre oldu. Lamba daha önceden de paylaştığım Hk Living'den. 


Görmemişin masası olmuş blogda spam yapmış. Neyse özetle epey beğenerek kullanıyorum, 2016 wishlistten üç maddeyi siliyorum.

Üst Baş:


Bu alanda iki yeni favorim var bu ay. Ilki siyah beyaz leopar Mango hırka.



Benim gibi çok dar hırkalar sevmiyorsanız siz de begenebilirsiniz. Yumuşacık ve çok sıcak tutuyor. <3


Ikinci olarak da yine Mango'dan bu camel kaban. Ennnn sevdiğim renklerden biri ve herşeyle uyuyor. Aşırı kalpkalp yani.

Yiyecek:


Bu ay kendim çok kayda değer enteresan birşey pişirmedim. Deniz'le yediğimiz bu pek lezzetli sushiyi seçiyorum. 

Içecek:


Hema çaylar! Tozsuz, büyük yapraklı, aroması yogun, mis gibi kokuyor, fiyatı uygun, kapları çok güzel....daha ne olsun?

Kozmetik:


Chanel Vitalumiere Aqua fondöten. Yeni aldım ve bayıldım. Incecik, kapatıcılığı tam sevdiğim kararda, bitişi, kalıcılığı ve rengiyle kusursuz bir ürün. Tek sevmediğim yönü kullanmadan önce şöyle bir çalkalamak gerekmesi. 

Film:


Bu ay The Danish Girl, Carol, Brooklyn, The Age of Adaline ve Zootropolis'i izledim. The Danish Girl konusu, hikayesi, görselliği, bayıldığım Alicia&Eddie'nin muhteşem oyunculuklarıyla favorim oldu. Carol muhteşem Cate Blanchett'e rağmen beklentimin bir tık altında kaldı, keza Brooklyn de öyle. The Age of Adaline'ı sırf filmin kostümleri ve sevdiceğim Michiel Huisman için izledim ama epey sevdim. Hoş bir romantizmdi. Zootropolis de Umud'la sinema&yemek randevumuzda çok severek izlediğimiz bir animasyon oldu.

Dizi:


Defalarca yazdığım gibi eskisi kadar dizi izlemiyorum. Hiçbirini beğenemiyorum denesem de:( bu ay verdiği aradan dönen ve hiç düşmeyen temposu ve sürükleyiciliğiyle favorim How to get away with murder.

Kitap:


Bir psikiyatristin gizli defteri. Öncelikle orjinal adı the other side of the couch olan bu kitabı neden ipek ongun kitabı gibi çevirmişler anlamak mümkün değil. Aslında favori olacak ahım şahım bir yanı yok, oldukça yüzeysel hikayeler ama bu ay sadece bunu okuyunca başka çarem yoktu:)



Bu yazı daha erken gelecekti ama yazdıktan sonra kaydetmeden sildim yanlışlıkla, ondan yani:)

Hepinize sevgiler.






You Might Also Like

6 yorum

  1. Sizi fark ettiğimden beri beni ne çekti diye düşündüm ve buldum. Hayatı sade ve mutlu yaşıyorsunuz. Az her zaman çoktur mantığı aynı fikirdeyim :)Her şeyden olması gereken kadar ve de kaliteli olması, olmazsa olmaz... selamlar

    YanıtlaSil
  2. Film önerileri ve çay nefis!
    masaya vuruldum:) tamda şu sıra evdeki venge rengi masayı bu tarza dönüştürmeyi düşündüğüm bir ara epey gaza geldim:)
    sevgiler yolladım.

    YanıtlaSil
  3. Masa, sandalyeler ve lamba bir harika!

    YanıtlaSil
  4. Yine zevkli secimler dekorasyonda. Güle güle kullanın...

    YanıtlaSil
  5. Sırf Hema için Hollanda'ya gelmek istiyorum!. Masa aşırı cool! Güle güle kullanın.

    YanıtlaSil

Labels