5 Günlük Istanbul

Çarşamba, Mayıs 27, 2015

Çok yakın iki arkadaşımızın düğünü için Istanbula gittik geçen hafta. Başta çok canım istemiyordu ama gidince o kadar iyi geldi ki. Canımın istememesi de hem dedeme olan üzüntümden hem de bitirmem gereken çok fazla iş olması ve kafamın onlarla dolu olmasından dolayı oldu.



Kartal'da kaldık biz yeni çiftin yeni evinde. Istanbul'un genel yoğunluğunun orada çok olmaması benim gibi kasaba yaşantısına alışmış sakin ve doğa insanı birine iyi oldu, kalabalıktan çok bunalmadım.


Umud'u parklara götürdüm, güzel hava ikimizi de mutlu etti. Hollanda'nın şu ara 15 derece civarı olduğunu göz önünde bulundurursak çok da şaşırtıcı değil.


Gördüğümüz her kediyi sevdik okşadık. Çoğu dükkanın önünde kediler için bir kap vardı ve bunu görmek beni çok sevindirdi. Yaşasın iyi insanlar.


Kına'da bunları giydim. Aslında bambaşka bir elbise sipariş etmiştim ama içine giremedim!! Eşim zorla fermuarı çekti filan ama nefesimi bırakınca fermuar patladı hahah. Neyse ne yapalım evde olan bir şeyi seçtim özetle. Kına gayet eğlenceliydi, dik halay konusunu bile çözmüş olabilirim!


Ekmekçi Berkin'i arıyor!


Kınadan sonraki günü Kadıköy'de geçirdik. Kitapçı gezmeler, kitap almalar, iskender yemeler, Nazım Hikmet kültür merkezinde de merak ettiğim Bomonti birasını denedim, iyi oldu.



Görgüsüz gurbetçi elbette her köşede fotograf çektirir.


Kadıköy<3


Gelelim düğün gününe... Tam hak ettikleri gibi harika bir düğün oldu. Herkes çok güzel yedi, içti, eğlendi. Gelin de damat da çok güzel ve çok şıktı. Sevdiğimiz insanların mutluluğuna tanık olabilmek çok güzel.



Umudcuğumla birlikte böyle görünüyorduk. Küçük beyefendi de takım elbisesi içinde pek şıktı.


Düğünden sonraki gün de yeni çiftle Yakacık'a gidip yine bol bol yedik içtik güldük. Bence hayatta bir masa etrafında arkadaslarınızla oturup çakırkeyif yemek içmek kadar güzel az şey var.


Sonra da hop büyükada'ya gittik vapura atlayıp.



Ne zaman vapura binsem Cemal Süreya da bana eşlik ediyor. 'Vapudaydık vapur kıyıdan gidiyordu, üç kulaç öteden İstanbul gidiyordu.' 


Büyükada'da bol bol yürüdük ve ben bolca evlere bakıp iç geçirdim. Nazar diye bir şey varsa benim kenafir gözümden o evlerin şu an yıkılması lazımdı. :p O nasıl güzel mimaridir. Umarım İstanbul'daki gibi beton çirkinliğine dönüşmez. 

İşte özetle böyle geçti. Moral olarak çok rahatladım. Hayata aynı yerden baktığım dostlarla beraber olmak, sabaha kadar kahkahalar atmak, laflamak, yemek içmek, sarılmak çok güzeldi. 


Annem de son gün istanbula geldi ve bizimle birlikte Hollanda'ya geldi. O açıdan da mutluyum.

Sevgiler 

You Might Also Like

2 yorum

  1. ne guzel! cok guzelsiniz. sizi gelin sandim :)) yakin arkadasiniz olmali yoksa valla hir cikardi o kadar acik renk bir elbise giyen misafir icin.

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Tuğba, hani kalp bir toplayıp bir bırakarak çalışır ya hayatta böyle galiba bir bırakıyor bir topluyor, dileğim hep toplaması ama olmaz doğasına aykırı, hiç olmazsa uzun bir süre toplasın değil mi ama. Bu arada ne güzel bir çift, ne güzel bir ailesiniz. Sevgiler........

    YanıtlaSil

Labels