Nisan Ayi ve Instagram

Pazartesi, Ağustos 18, 2014

Eylul geldi ne nisani kadin diyorsunuzdur muhtemelen...Deyin deyin.

Nisandan beri hic olmasini istemedigim seyler oldu, cok cok uzuldum, cok korktum, cok agladim. Gecti mi? Hayir. Gececek mi? Insallah. E o durumda da insanin blog yazasi falan gelmiyor tabi ki. Gecenlerde Istanbul'da yasayan cok sevdigimiz bir arkadasimiz var, esimin yillar yillar oncesinden yakin dostu, onunla skype'ta sohbet ederken tesadufen blogumu buldugunu, biraz okuyup sevdigini soyledi. Ben utana sikila guzel yorumlarini dinledim. Ben yakin cevreme blogumdan pek bahsetmem, cunku nedense bir utaniyorum. Ama artik bilmeyen kalmadi gibi oldu. Neyse arkadasimiz boyle guzel yorum yapinca, esim de yaz yaz yaz yaz biraz mutlu olursun hic degilse diye gaz verince laptopi elime alip aylardir biriken yazilara azicik donmeye karar verdim. Ayh. Girizgah gibi girizgah yalniz.


Bizim yegenlerin dogum gününde çekmiştik bunu. Oyle demeyin şapka çok önemli. Hayır biri de dememiş ki o elimdeki peçeteyi saklayayım. Cık cık.


Çan çiçekleri diktim dikmiştim ya da... Büyüdüler, soldular ve yerlerini başka çiçeklere verdiler bile.


Yeme içme olsun, kahvaltı olsun bunlar hep güzel.


Bir takım bahçesel işler güçler. Sardunya ne güzel çiçek değil mi? Gerçi yagmurda içeri kaçırmaktan yıprandım tüm yaz. Çürüyorlar yoksa.


En az üç çocuk! Yok yok...Umudcugum hariç, aglayınca anasına geri verebildiğim çocukları seviyorum ben.


Bunları almıştım. Çok mışlı geçmiş zamanlı bir post oluyor bu.


Kuzuuuuummmmm.


Diziler, mumlar ve battaniyeler beni mutlu ederken. Eskidendi çoook eskideeennn. Hahaha ay amma dramatikleştirdim yalnız.


Uyuyamamalar. Saat 5.40 idi bu fotografı çekerken, öyle müezzin gibi uyandım.



Nergisler....Çok çok güzeller, seneye baharda yeniden dikerim umarım.


Umudcuğumla yapmıştık bunları.


Elimde süründükçe süründü bu kitapcagız. Yazarı çok severim oysa.


Game of thrones bitchezzzz!


Hasta bebecik. Evde dinlenmişti birkaç gün. Masum bebem.


Evimize bisikletle 5 dk uzaklıkta bu göl. Zaten burada yaşamanın en güzel yanı içimdeki doğa delisini tatmin ediyor olması. Beton görmek üzüyor beni. Bisikletle gidip turlamıştık, suda yüzen köpecikleri izlemiştik. Bir de yeni doğmuş ördek vardı, el kadar, o nasıl güzel bir şeydi öyle.


Tuğba the eşekdostu.



Doğa olsun, aşk olsun bunlar güzel şeyler.

Sabah sabah.


Yulaf sütü görüp almıştım ama ı ıh. Sevmedim.

Neyse bu ultra sıkıcı, iç bayıcı postun sonuna geldik. Herkese dertsiz tasasız, mutlu, sağlıklı günler dilerim.

You Might Also Like

5 yorum

  1. Hoşgeldiniz blogunuza,ne iyi ettiniz de geldiniz. Siz iç bayıcı deseniz de ben bu postunuzu da severek okudum. Sıkıntınız her ne ise, umarım en kısa zamanda, en hayırlı şekilde sonlanır. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. Bol bol yaz, sen de mutlu ol biz de olalım :) Umudcuk, diziler, kitaplar, kıyafetler, kozmetikler, instagram, gezmeler, yaşlı hastalar eskisi gibi hepsini yaz!

    YanıtlaSil
  3. Ne guzel olmus ozlemisim okumayi, hersey iyi olsun hayatinda, kendinden mahrum birakma bizi sevgili Tugba, Umud'a sevgiler

    YanıtlaSil
  4. yazmadığınız gün boyunca hergün açıp baktım bu postu görünce acayip mutlu oldum :) lütfen yazmaya devam edin..görüşmek üzere :)

    YanıtlaSil
  5. Dertis tasasız insan olmaz, yada olursada o normal bir insan olmaz gamsız olur :) Bende çok zor günler geçirdim çok şükür geçti ve geçerkende bana çok şey öğretti. Sende eminim çok yakında güzel günlere çıkıcaksın. Öpüyorum seni ..

    YanıtlaSil

Labels