Aralık Ayı ve Instagram

Salı, Aralık 31, 2013

2013 denen nefretlik yılın nihayet son günü. Bu yılın başında o kadar çok şey dilemiştim ki yarısı bile olsa kendimi şanslı sayarım demiştim. Dileklerimin yarısı gerçekleşti evet, ama ne yazık ki gerçekleşmesini hiç hiç dilemeyeceğim pekçok olumsuz ve üzücü olay da oldu. Bu yıl uzun zamandır isteyip de cesaret edemediğim şeylere, biraz arkadan iteklemeyle de olsa başlayabildim. Bu güzeldi. Onun harici buraya gideceğim, şunu alacağım, bunu okuyacağım, şunu izleyeceğim dediklerimi de yapabildim. Tekrar etmeyeceğine kendi kendime söz verdiğim hatalardan uzak durabildim! Kendimde değiştirmek istediğim şeyleri az da olsa değiştirdim. Hala kötümserim, depresifim, her şeyin en kötüsünü düşünüyorum, anksiyetem iyice arttı vs ama mesela eskisi kadar kinci değilim. Insanları affedebiliyorum! Öyle demeyin benim için büyük bir şey bu, filanca atıyorum 6 sene önce size kırıcı bir şey yaptı diye hala sinirlenip üzülüyor olmak çok yorucu bir şey. Bunu aşabildiğim için memnunum. 2013'ün benim için en üzücü kısmı hem kendim hem etrafımdaki birçok insan için çok hastalık dolu bir yıl olmasıydı. Babam hastalandı, annem hastalandı, kuzenim hastalandı, arkadaslarımdan pek çoğu hastalandı, biri ağır. Çocukluğumdan beri tanıdığım birçok insan vefat etti, hepsi ayrı ayrı üzücüydü. Kendi adıma beni çok zorlayan ve nerdeyse beş aydır süren ve bir türlü tedavi edilemeyen ne idüğü belirsiz ağrılarımdan gerçekten ama gerçekten bıktım. Sürekli ilaç almak zorunda olmak ve kişisel endişeli yapım sayesinde aslında kötü bir şeyim var ve bulamıyorlar hissi beni o kadar bunaltıyor ki anlatamam. Kendim için ve etrafımdaki herkes için ruh, akıl ve beden sağlığı diliyorum bu yıl en çok. Neyse...öyle işte. Güzel olsun bu yıl; kimse ölmesin, kimse hastalanmasın, kimse kaybetmekten korktuğu şeylerden ayrılmak zorunda olmasın, kimse yalnız, borçlu, çaresiz, aç ya da üşümüş olmasın.


Aralık da özetle benim için şöyle geçti;


Uyanınca penceremden hep bu ağaçları gördüm, renkleri beni hep mutlu etti ama ne yazık ki artık hiç yaprakları kalmadı.


Amsterdam'daki bu peynirciyi pek beğeniyorum.


Bu ojeyi kullandım genelde, daha düzgün sürdüğüm bir zaman yazacağım.


Evde oldugum günler ne yapmayı sevdiğimi bilmeyen kalmadı sanırım. Bir de şu hayatta verdiğim en iyi kararlardan biri bu battaniyeyi örmekmiş bence. Şimdi bile onun altından bildiriyorum :)


Arada anam babam işi yemek pişirdiğim de oluyor.


Bir örnek daha.


Eve minicik bir noel ruhu katmak güzeldi. Umud'la birlikte süsledik.


Amsterdam'da Bülent Ortaçgil ve Erkan Oğur konseri vardı. Kocamla ikimiz Erkan Oğur'u o kadar çok severiz ki, evde dinlemediğimiz gün geçmez neredeyse. Bülent Ortaçgil de severim ama uzun uzun dinleyemem, yine de düğünümüzde onun şarkılarından birini seçmiştik giriş için. Hahah nostalji yaşadım birden. Neyse gittik dinledik, çok güzeldi. Konser bitiminde elbette uslu uslu eve dönemedim, backstage'e gidip birkaç fotograf çekip, kısa da olsa sohbet etme fırsatı bulıp bir de kocaman sarıldığım için çok mutlu oldum. Özetle Erkan Oğur'u sadece bir sanatçıyı sever gibi değil, ailemden birini sever gibi kalpten seviyorum. Uzun ömürlü olsun, hep yaşasın, canım.


Pazar kahvaltısı severiz bildiginiz gibi. 


Yani hakikaten çok yemek yediğimi düşünüyorum sık sık.


Bak mesela yine! Lazanya yapmıştım.


Bu kez de bizimkilere Brüksel lahanası kakalama çalışmalarımdan bir kesit. Ben hiç yemek seçmem, tabağımda ne varsa yerim, tabi güzel pişmiş olması kaydıyla. İçi hamur gibi kekler, kurumuş etler, çok yağlı sebze yemekleri ya da az pişmiş tavuklar, püreye dönmüş pilavlar yiyemem sorry. Uygun şekilde hazırlanmış herhangi sebze ya da eti ayırt etmeden yerim ama. Zaten dünyada bu kadar aç insan varken pırasa sevmem, ıspanak beğenmem demeyi çok ayıp buluyorum, az severek bile olsa yerim ben. Umud biraz yeniliklere kapalı bir çocuk, eşim daha kolaydır ama onun da seçtiği yemekler var. Brüksel lahanası bizim evde tabu mesela!! Her türlü deneysel yemeği yiyen eşim bu sebzeden neden nefret ediyor anlamıyorum. Ben tabi ki pes etmeden farklı şekillerde pişiriyorum. Patates püresi ve elmayla birlikte stamppot yapmak işe yaradı! Ikisi de tabağını bitirdi. Çok da beğendiler bu şekilde.


Oğlumun okulunda noel kutlamaları oldu birkaç akşam, şarkı söylediler, tiyatro yaptılar. Çok hoştu.


Bu da yine evdeyken yaptıgım kahve ve zencefilli kurabiye seansı.


Breaking Bad izlemeye başladık! Ikinci sezonun sonuna yaklaştık bile.


Kleve'e giderken üşümemek için lahana gibi giyindim evet.


Noel bitse de xmas pudding yemeye engel değil. Aslında epey çirkin bulduğum bu tatlıyı yılın bu dönemi yiyor olmam da bir saçma. 


Bu fotografı taze taze dün çektim. Oğlumla Rotterdam'a gittik. Orada yaşayan çok sevdiğim arkadaslarım var, güzeldi görüşmek. Biz lafladık, çocuklar oyun oynadı, bebek sevdim. Daha ne olsun?

Herkese çok güzel bir yeni yıl akşamı ve çok muhteşem bir 2014 diliyorum. Hasta olmamaya çalışın. Öpücükler, sevgiler.





















You Might Also Like

6 yorum

  1. İnşallah yeni yılda her şey gönlünce olur :) Laf arasında; La Chouffe çok severim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepimizin yeni yılı güzel olur umarım :)

      Sil
  2. Umarım bu yıl sevdiğimiz hiç bişeyi kaybetmeyiz gerçekten, çokkk mutlu oluruz, bu arada yaptığınız değişik yemeklerin tariflerini verseniz, mesala şu brüksel lahanasını nasıl sevdirdiniz tam tarif alsak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım dediğiniz gibi olur gercekten. Tarife gelince, ikiye böldüğüm patatesleri tuzlu suda haşlayıp iyice süzdüm. Brüksel lahanasını ikiye kesip tereyağıyla dışları kararana kadar kavurdum, son birkaç dakikada küçük doğradığım hafiften ekşi elmaları ekledim, biraz daha çevirip azıcık krema ekleyip yumuşayana kadar pişirdim. Brüksel lahanası ve elma karışımını patateslere ekleyip püre aletiyle ezdim. Kıvamını tutturmak için azıcık süt ve tereyağı da ekledim. Son olarak da tuz ve karabiber, hepsi bu.

      Sil
  3. bayıldım fotoğraflara ne huzurlu bir aileniz var ben öyle hissettim en azından :) oğlunuzda çok şirinmiş gözleri çekik çekik ^^

    YanıtlaSil

Labels