14 Haziran 2016 Salı

Tarçın


Birkaç aydır internetten deli divane sarışın birkaç aylık bir oğlan arıyorum. Elbette maya'nın yerine koymak için değil ama işte öyle. Isterim de isterim diye. Insanlar hayvanları satar olmuş. 200€ - 300€. Kısırlaştırmayıp hayvanlar üzerinden para kazanmak bana etik gelmiyor. Artık ümidi epey kesmişken Facebook'ta bir ilan gördüm.


Hollanda'da yaşayan Türklerin sayfasında -hell yeah gurbetçilik rocks arkadaşlar- bu beybinin yuva aradığını okudum. Derhal iletişime geçtim. Şehnaz hanım zaten 7 kedi 2 tavşan ve 1 kavia ile yaşadığı evde bu bebeğe bakıyordu bir haftadır. Aradı konuştuk. Haklı olarak oldukça seçiciydi, gerçekten sevgi göreceği bir yuva istiyordu. Ben de görücüye çıkmışım gibi hızlı hızlı anlattım kendimi ve bizim aileyi.


16 mayıs pazar Şehnaz hanım eşiyle tarçını bize getirdi. Hem tanıştık hem bizim evi gördü içi rahat etti. Ben bir gece önceden date'im var gibi heyecanlandım, temizlik yaptım filan :)

Tarçın geldiğinde hemen koltuğun altına saklandı, alışması için zaman verdik üstüne gitmedik. Biber de Maya da ilk haftalarını koltuğun altında geçirmişti çünkü. Acıkınca çıkıp hızlıca yiyip geri saklanarak:) bu arkadas ilk günden evin içinde kaybolup ödümü de kopardı. Evdeki tüm abuk subuk kedi deliklerini bildiğimi sanıyordum ama varmış daha. Biz bir saat delirmiş gibi aradıktan sonra fırının altındaki folyo vs koyduğumuz çekmeceden çıktı. Sarı piç!


Biber ilk birkaç gün çok sinirlendi. Sürekli hırlamalar, asabiyet, tıslamalar...babasının yüzünü, umud'un da kolunu parçaladı sinirden. Tarçın da tam tersi onun arkasında gezdi, gitti yanında uyudu, üstüne atladı, kovaladı vs. Arada birkaç pati yese de zorla sevdirdi kendini biber'e:)


Şimdi araları çok iyi. Genelde toto totoya beraber uyuyorlar. Tarçın heyecanla erkenden uyanıp biberi ısırarak yalayarak sarılarak uyandırıyor ya da biber dışardan eve gelince sevinçle üstüne atlıyor. 

Her sarman gibi Tarçın da çok kuduruk, illa ki bir şeyleri deviriyor, az uyuyor, çok koşuyor, her yere tırmanıyor, yorulmak bilmiyor. Ama bir o kadar de bebek ve sevilmeye hasret. Kucağımıza alıp okşayıp öpünce kendinden geçiyor. Ilk geldigi günün gecesi onu salonda bıraktım, hemen üstüne gitmeyeyim diye. Bir süre sonra pıt pıt pıt üst kata gelip yataga kıvrıldı yanımıza:) 

Çok sevgi dolu, yaramaz, yakışıklı, neşeli ve obur tarçın beyciğim bizim eve hoşgeldi. Sizin hala kediniz yok mu? Niye ki?