16 Nisan 2015 Perşembe

Bugün Kullandığım Kozmetikler

Gün geçmiyor ki yeni bir yazı serisi yazmaya karar vermeyeyim değerli takipçi. Bugün sabah da artık işe giderken aydınlık olmasından mı, kendimizi kesmeden bir kışı daha bitirdiğimizden mi bilmem blog yazasım geldi. Bir gün içinde kullandığım kozmetik ürünlerini listeleyeceğim. Malum listeleri pek severim.


Sabah uyanınca yüzümü suyla yıkadım ve Garnier nemlendiriciyle nemlendirdim. Böyle hafiften ısınmaya başlayan havalarda kullanmak için oldukça güzel bir nemlendirici bu. Hem hafif hem iyi nemlendiriyor.


Sonra Sanex Deodorant kullandım ki kendisini çok sevmemekle birlikte kullanıyorum. Bitince yenisini almayacağım.


Ardından Rimmel Perfect Match fondöteni ince bir şekilde sürüyorum. Çok ince yapılı ve akışkan bir fondöten bu. Henüz kesin yorumlar yapacak kadar çok kullanmadım açıkcası. Du bakalım.


Laura Mercier pudrayı da T bölgeme hafifçe sürüp gün içindeki muhtemel parlama için önlem alıyorum. Bu kategorideki en başarılı pudralardan biri olduğunu söyleyebilirim.


Mac Cheeky Bronze msf'i de allık olarak kullandıyorum. Uzuuun zamandır msf kullanmamıştım, özlemişim.


Maybelline rimeli yeni aldım, hemen onu da kullanıma açarak denemiş oluyorum. Oldukça güzel gibi şimdilik.




Lancome 102 numara lipglossu da sürüyorum ki en sevdiğim glosslarımdan biri. Hafif şeftali, mercan arası. 

Ardından;


Ellere Dove el kremi, ki Dove'un bu limited edition kremleri çok güzel oluyor. 


Iki fıs da Marc Jacobs Honey parfüm kullanıp evden hızlıca çıkıyorum. 


Gün içinde birkaç kez Lancome glossu yeniledim. Eve dönünce de Garnier temizleme suyu ve göz makyajı temizleyicisiyle yüzümü güzelce siliyorum. Bu ikisini bu günlerde çok seviyorum. Hiçbir şekilde tahriş etmiyor ve tüm makyajı temizliyorlar.


Ardından duşa girip saçlarımı Andrelon şampuan ve saç kremiyle yıkıyorum. Milyon kere adı geçti bunların sanırım, ne alacağımı bilemeyince bu ikisine koşuyorum.


Yüzümü Garnier Pure Active jel formdaki peelingle yıkıyorum. Köpüren de bir ürün olduğu için duşta hem peeling hem face wash olarak kullanmak için ideal.


Duş için de Dove'un yumuşacık bademsütlü serisini kullanıyorum. Çok rahatlatıcı kokuyor bu seri.


Duştan çıkınca Yves Rocher Perfection tonikle yüzümü silip, Nutrive serisinden nemlendiriciyle nemlendiriyorum.

Yves Rocher ayak kremi, Burts Bees limonlu tırnak kremi ve Eos lipbalmı da sürüp yatağıma gidiyorum. 

Mis gibi uykular dilerim.

Sevgiler.

1 Nisan 2015 Çarşamba

Mart Ayı ve Instagram

Bu ay nasıl geçti derseniz çalışmadığım her an uyuyarak derim. Üstümde bir bahar yorgunluğu var, bir de sürekli akşam geç saatlere kadar çalışınca uyku ritmim de bir tuhaf oldu.


Bu sene üniformasız çalışıyorum ve bu durumdan hiç memnun değilim, mümkün olduğunca pratik giyinmeye çalışıyorum.


Bu kıyafeti hastalar çok sevmişti renkli diye:)


Botlarla geçirilen son günler...


Dünya'nın en rahat pabucu New Balance benim için. 



Evde bahar dalları ama açmadılar ne yazık ki.


Cumartesi cumartesi de çalışmak artık alıştığım bir durum oldu.


Kahvaltı, kitap, güneş. Kusursuz sabah.


Hiç unutmam hiç unutmam hiç unutmam, çünkü hiç unutmam Mayacığımı. Ilk göz ağrım.



Ama bu şapşal da çok sevgi dolu, çok ponçik. Gece koltuk altıma sokulup kıvrılıp uyuyor, arada uyanıp yüzümü yalıyor:) Çoğu sabah patileri yanağımda, suratı da burnumun dibinde uyanıyorum. Kuzum.


Pancar salatası oley! Bahçede bir kez de olsa oturabildim bu ay. Hadi havalar ısınsın!


İş yerinde bahçemizde küçük bir çiftlik var, hava güzelse hastalarla bir turluyoruz.


Bu kitabı blogu takip eden çok tatlı birinden hediye olarak aldım. Seveceğimi düşünmüş, ki başlayınca haklı olduğunu gördüm.


Umudcuk çiftliğe gitti kuzeninin doğumgününde. Ineklere binmiş, traktör sürmüş!


Çalışmadığım nadir cumartesilerden biri! Nefis.


Boş ajanda istiyorum. Daha bir de evle ve kişisel işlerimle ilgili listem var.


Işe yemeğimi yanımda götürüyorum. Biraz tipi bozulmuş ama tadı güzeldi.


Litrelerce çay kahve içtim bu fincanda. Göründüğünden çok daha büyük, tek seferde yarım litre doldurabilmek çok güzel.

Nisan da yoğun geçecek benim için, artık biraz güneş ve bahçe istiyorum özellikle şu an dılarda deli gibi dolu yağarken. Pfff.

Sevgiler.









31 Mart 2015 Salı

Mart Favorileri

Murphy'nin aleyhime çalıştığı ve ufak tefek işlerimin ters gittiği, havanın da berbatlığıyla duruma tuz biber ektiği bugün en azından blogumu güncelleyerek durumu kendi adıma kurtarmak istedim. Mart favorilerini sıralayayım...

Dekorasyon:


Çalışma odasındaki yeni rafımız ve üzerindeki çerçeveler hala hoşuma gidiyor. Aydınlık ve ferah göründüklerini düşünüyorum.

Yemek:


Kırmızı pancar salatası. Bizim evde oğlanlar pancardan nefret etse de benim sevdiğim bir sebze. Biraz karışık yeşillik üstüne haşlanıp soğutulmuş pancar doğruyorum. Üstüne beyaz peynir ufalayıp bol zeytinyağı ve nar ekşisi döküyorum. Bir dilim ekmekle harika bir öğle yemeği oluyor.

İçecek:


Taze sıkılmış armut, mango ve nane içtim bol bol. Güzeldi.

Kozmetik:



Lancome color fever 304 numara lipglossu nerdeyse hergün kullandım. Harika bir gloss kendisi.

Üst baş:


Zara'dan yeni aldığım merserize kazağı çok giydim. Böyle düz, basit kazakları çok seviyorum.

Müzik: Björk'ün yeni albümünden Lionsong'u epey dinledim. Ayrıca Björk'ün eski beyinin de boyu devrilsin.

Film


Bu ay hepi topu iki film izledim. The İmitation Game ve Exodus: Gods and Kings. Ikisine de çok bayılmamakla birlikte ayın favorisi olarak The İmitation Game'i sececeğim. Yüzyılın dehalarından Alan Turing'in hayatını izlemek güzeldi ama film hiç suya sabuna dokunmamış. Turning intihar etti deyip geçmiş ki intihar etmeyip suikaste uğradığına dair olan söylentilerden hiç bahsetmemiş. Intihar ettiyse bile eşcinsel olduğu için o dönem yaşadığı toplum baskısı ve korkuların onu intihara sürüklemiş olabileceği ile de ilgilenmemiş. Oldukça yüzeysel anlatıldığını düşünsem de kötü bir film değil, severek izledim.

Kitap:


Jojo Moyes - Senden önce ben: Büyük önyargılarla başladım çünkü aşklı maşklı kitapları genelde sevmem. Ağlak kitapları da sevmem ama Senden önce ben'i hem ağlak hem aşklı olmasına rağmen sevdim. Esprili, sürükleyici, üzücü ama pembe dizi gibi de salya sümük değil. Edebi olarak elbette aman aman değil fakat iki günde pıt diye bitti, kafam dağıldı okurken.

Dizi adına yine yeni bir şey izlemedim hatta vakitsizlikten çoğu izlediğim diziyi de izlemiyorum ama Pretty Little Liars 5 yıllık işkencenin ardından A'yi açıklar gibi oldugundan onu yazmakta bir beis görmüyorum.

İşte böyleyken böyle.

15 Mart 2015 Pazar

Evde Sevdiğim Köşeler - 2

Selamlaaar,

Birkaç ay önce yazmıştım bu konudaki ilk yazıyı, şimdi sevdiğim yeni yeni köşeler var evde. O yüzden bir update yapayım dedim.


Kiler! Üst kata çıkan merdivenlerin altında bu şekilde bir gömme dolabımız var. Açık ve minnak mutfağımıza bu kilerimiz olmasa sığmamız mümkün değil. Kilerimi düzenlemeyi de düzenledikten sonra karşısına geçip bakmayı da çok severim! Büyük kavonozları bakliyatla, küçükleri çeşit çeşit baharatla doldurduğumda içimi bir huzur kaplıyor!



Araya araya zor bulduğum canım taburemi(!) elbette bu yeni listeye almalıydım. Görgüsüzün taburesi olmuş her yazıda fotografını koymuş.



Çalışma odasındaki duvar rafı ve çerçeveler. Bunları yeni astım koltuğun üstüne. Siyah-beyaz ve sakin tutmaya çalıştım. Bir iki gaz verecek motto, kalp, ev vs. klişe olsa da sevdiğim kartları çerçeveledim, yanına da Rituals ev kokusunu ekleyince görüntü tam istediğim gibi oldu.


Umud'un yeni odası! Henüz bitmedi ama bu biraz 'çıplak' haliyle bile hem onun hem bizim hoşumuza gitti. Umud'a iki sene önce o zamanlar çok sevdiği için 'Cars' filmi temalı bir oda yapmıştık. E tabi çocuk büyüdü ve sıkıldı o görüntüden, biraz daha 'cool' bir oda istediğini söyledi. Ben önce eski duvar kağıtlarını söküp duvarları üç kat beyaza boyadım. Sonra beyle yere yeni parke döşedik. Ardından eğlenceli kısma geçebildim. Biraz astronot ve uzay teması oluşturmaya çalıştım. Halı ve perdeyi H&M home'dan aldım, eşyaların yerini de değiştirdim. Astronot nevresimi de odaya pek yakıştı bence. Şimdi sırada bir başucu için odayı daraltmayacak minicik sehpa ve duvara raf asıp o rafı süslemek kaldı. Bu şekilde yatağın yanındaki duvar çok boş. Çok boş duvar sevmem ben, toz olup temizlik yapma süremi uzatacak yeni alanlar lazım eve :p

İşte böyle, umarım siz de benim beğendiğim kadar beğenmişsinizdir bu köşeleri.

11 Mart 2015 Çarşamba

Kiehl's Cilt Bakım Ürünleri

Yaklaşık iki senedir kullanıyor olsam da yeni bahsediyor olmam Kiehls hakkında bir türlü karar verememiş olmamdan. Yine de elimdekiler bitmek üzere oldugundan yazmak istedim.


Kiehl's'ten kullanıp bu yazıda bahsedeceğim ürünler bunlar. Başka ürünleri de var elimde ama çok uzun olacağını düşünüp yazıyı ikiye bölmek istedim. Benim cilt tipim karma-normal, gözenek sorunum var.


Ultra Facial Cleanser: Çok hafif, cildi tahriş etmesi mümkün olmayan, e vitamini, avokado yağı, gliserin gibi cildi besleyecek içeriklere sahip olan bu temizleme jeli oldukça basic ve çoğu insanın seveceği bir ürün ama ben her kullandığımda cildimin sanki temizlenmediğini hissettim. Sanırım içindeki yağlardan cildimi yeterince gıcır gıcır hissettirmedi hiç. Tüm ciltler için uygun olduğu belirtilse de sadece kuru ve kuruya dönük ciltleri memnun edeceğini düşünüyorum. Nefret etmedim ama bana göre değil.


Ultra Facial Tonik: Tonikler hiçbir zaman cilt bakımı rutinimde vazgeçilmez olmadı ama yine de kullanırım. Bu tonik için de tıpkı temizleme jeli için söylediklerim geçerli. Cildi germiyor hatta hafif bir nem hissi veriyor ama çok da özel bir tarafı yok. Kuru ciltliyseniz ve yıkadıktan sonra yüzünüz geriliyorsa seversiniz.


Ultra Facial Moisturizer Spf 15: Içinde birkaç kullanımlık kaldı. Losyon formunda olmasına rağmen benim çok ağır bulduğum bir nemlendirici bu. Yine aynı şeyi söyleyeceğim ama bu kadar yağlı bir ürün ancak kuru ciltleri sevindirir. Kullandım ama yeniden almam. 


Ultra Facial Cream: Krem formda olmasına rağmen losyondan çok daha hafif olan bu kremi ne kadar övsem az! Cildi hiç yağlandırmadan muhteşem nemlendiriyor, gözenekleri tıkamıyor, makyajın altına ağır gelmiyor, gece kremi olarak da hafif hissettirmiyor. Çok başarılı ve yine alacağım ürünlerden biri. 


Creamy Eye Treatment with avocado: Ilk aldığımda kullanımını zor buldum. Çünkü göz altlarıma zamk gibi yapışıyordu ve sanki dağılmıyordu. Sonra nerde yanlış yaptığımı anladım. Cildim hafif ıslakken uyguluyordum, o yüzden dağılmıyordu. Sonra cildim iyice kuruyunca uygulamaya başladım ve sonuç muhteşem! Harika nemlendiriyor ve o nem çok uzun süre kalıyor. Benim göz çevresi bakımı için nem harici bir beklentim yok şimdilik. Bu krem de sadece nem vermeye yaradığı için eğer anti aging veya şişlikler için kullanacaksanız tavsiye etmem. Onun harici muhteşem ve muhtemelen yeniden alırım.


Pineapple Papaya Facial Scrub: Yani 30 euromla mum yaksam daha faydalı bir harcama olurdu. Bu peeling adı altında satılan şeyi yüzünüze sürüp 5 dakika kadar bekleyip ovalayarak yüzünüzü yıkıyorsunuz ve yüzünüz 5 dakika öncesiyle tıpatıp aynı oluyor. Çok fazla peeling denedim ama bu kadar fark yaratmayanını hiç kullanmamıştım.

Bu yazının kazananları Ultra Facial Krem ve avokadolu göz kremi.

Sevgiler.