28 Ağustos 2015 Cuma

Plog: 28.08.2015

Plog plog plog diyerek başımın etini yediniz sevgili halkımız. Buyrun muhteşem renkli hayatımdan bir gün madem.


Gün 5.40'ta çalan alarmla başladı. Dün akşam 22'ye kadar çalışınca bugün bu kadar erken kalkmak çok hoş değildi tabi. Neyse ki 3 saatcik çalışacagım için çok da dert etmedim. Hemen duşa girip uyanmaca. Yunan'dan yeni aldığım duş jelini kullanıma açtım. Bu ara bi haul yazısı gelebilir.


Kahvaltı. Alman ekmeği, Hollanda peyniri, Türk çayı <3


Makyaj zamanı. Maybelline Bb krem ve Mac Msf, Mac prolongwear bana normalde çok koyu geliyor ama bu ara bronz oldugum için kullanıyorum. Catrice brow definer kaşlarım için yeni favorim. Eyeliner mantığına ve fırçasına sahip, kaş arasındaki boşlukları çok güzel ve doğal dolduruyor. Rimel Essence Multi Action ki kendisi kusursuza yakın bi rimel, allık da Nars - Orgasm. Allık konusunda budget olamam sorry.


Merhaba servis. Buradaki son birkaç günüm. Çarşamba bambaşka bir yere geçiyorum üzülerek.


Bel çantamla aşırı şık olduğumu itiraf etmelisiniz. Anahtar, telsiz, telefon, diğer anahtar, diğer anahtar, kalem, kağıt, liste vs. Başka çaremiz yok. 


Bi hastanın odasındaki bi oyuncak kediyi bir an gerçek sanıp şaşırmam kaç puan? Gençliğinde kedileri çok seviyormuş şimdi bu peluşla uyuyan bir hanım. Yaşlanınca ben de mi öyle olacağım?


10'da eve gelip makyajımı siliyorum, hemen bir duş, çünkü bugün epey çok vücut sıvısına maruz kaldım çalışırken :p iki saat uyumak üzere yatağıma koşuyorum. Uyanınca önce Umudcugumun dişçi randevusuna gidiyorum. 


Ardından bisikletime atlayıp dışarı çıkıyorum. Anahtarlık, pazar 1 yaşına girecek biber'ime oyuncak, Umud'a da pantolon ve tişört alıyorum. Sürekli uzuyor  düdük. Çıkmak iyi geliyor, musmutlu dönüyorum.


Eve gelince Biber'i böyle bahçe çitlerinde buluyorum. Sokak çocuğu Biberiko.


Sonrasında biber'le biraz pencere önü keyfi yapıyoruz.


Sonrasında ev halkının protestolarına rağmen mücver yapıyorum. Güzel de olmuş. 


Yemek sonrası da klasik çamaşır ve bulaşık işlerine girişiyorum. Muhteşem eğlenceli hayatım.


Bu sevimsiz işler bitince de 4 kadeh cin tonik ve canım Coen Brothers'ın Blood Simple'ını izleyerek geceyi bitiriyorum. 

Güzel geceler olsun.

26 Ağustos 2015 Çarşamba

11 Gün Girit


Orası mı burası mı derken bu senenin tatil destinasyonunu Girit olarak belirledik. Yunanistan'a daha önce gitmemiştim, ne beklemem gerektiğini çok da bilmiyordum. 


Chania şehrine bağlı Stavros köyünde yaptık tatilimizi. Bizim tatil amacımız aşırı dinlenmek, hiçbir yorucu şey yapmamak vs üzerindeydi. Bu anlamda sessizlik ve huzur Stavros'ta kesinlikle fazlasıyla vardı.  Otel sorarsanız Zorbas Beach Village'de kaldık. Tertemiz, denize 20-30 adım, Yunanistan'da oldugunuzu hatırlatır gibi mavi panjurlu minik evleri ile bizi çok tatmin etti. Ama 'ben çok lüks olsun isterim' derseniz sizi tatmin etmeyebilir.


Günler genelde muhteşem manzaralı minik balkonumuzda kahvaltı-kahve vs ile başladı.


Ardından kendimiz akvaryum kadar berrak denize attık. Umud da artık yüzme öğrendiği için epey kendi kendine oyalandı eğlendi.


Ben de çocuklar gibi şendim çoğunlukla.:) 


Öğle yemeklerimiz genelde böyle meze şeklinde ve hafifti. Yanında bol buzlu sek uzomuz da şaşmadı.


Öğleden sonra çoğunlukla havuzda vakit geçirdik. Aslında çok havuz düşkünü değiliz ama deniz suyuyla doldurmuş olmaları, Umud'un rahat etmesi, benim şezlongda Mytos+kitap takılmam açısından güzeldi.


Akşam bazen havuz başında otelde yedik



Havuzdan muhteşem gün batımı manzarası izlenebiliyordu. Sessizce uzun uzun bakıp rahatlamak için ideal.


Bazı akşamlar ise köyün merkezine yürüyüp oradaki tavernalarda yemek yedik. 


Kızarmış patlıcan arası-üstü mis gibi feta, giriş olarak..


Ardından da derdimi kederimi ızgara ahtapota vurmuştum. Ana yemek olarak..


Umudcuğum yüzerken bu şekilde kitap okudum uzun uzun. Gelip gidip kitabıma su sıçrattı ama olur o kadar.


Şunu gören bebe elbette günde iki el beraber oynamadan dönemedi.


Chania'ya gittik iki kez. Ilkinde hiçbir beklentim olmadıgından mıdır nedir aşırı beğendim.


Büyük ve turistik olmakla birlikte aynı zamanda sıcacık, sevimli, inanılmaz güzel bir şehirdi. Dar sokakları, denizin ve gökyüzünün rengi, ucuz ve güzel restoranları beni çok etkiledi.




Sanırım dünyanın en güzel musakkasını da Chania'da yedim. Girit'te çok şaşırdığım ve hoşuma giden şeylerden biri de ufacık bir kahve bile içseniz ardından ikram olarak gelen kocaman meyve tabağı ve insanın tüm yemek borusunu yakan girit rakısı oldu. Hollanda'da peçeteyi bile sayıyla verdikleri için bu cömertlik hoşuma gitti.



Başka bir akşam Stavros'ta meze avına çıktık. Aklımda denemek istediğim yerel lezzetler vardı.


Zeytin ağaçlarının altında tahta masaları olan, arka fonda Dalaras çalan, mütevazi bir lokantada dakos, mücver, sirkeli püre ve patlıcan salatasını bir sürahi ev yapımı beyaz şarapla mideye indirdim.


Bir sabah gözümü açtım bu minik kız pencerede uyuyor. Hemen karnını doyurdum, açtı göbeğini sevdirdi. Ardından da bizim odada öğlen uykusuna yatıp 3-4 gün bizimle yaşadı. Umud adını Yonca koydu. Bileti aldığım firma evcil hayvan alıyor olsaydı Yonca'yı kesinlikle yanımda getirirdim.


Doğanın güzelliği. <3



Yine Chania. Bu kez çok daha iyi bildiğimiz için daha hızlı ve verimli dolaştık. Ara sokaklar vs dahil görmediğimiz yeri kalmadı ve birkez daha çok beğendik.



O akşam da Chania'da kalıp kendimizi çipura'lara verdik. 


Bu kez de bu minikle ikiz kardeşi geldiler yanımıza. Kediler her yerde bizi buluyor :)


Yaşasın bronzluk! Çok deli gibi bronzluk düşkünü olmasam da rengimden çok memnunum bu yaz.



Thanesis taverna. Manzarası nefesimi kesti, cennet gibi.

Ben yine geleneksel takılıp beyaz sos içinde otlu kuzu aldım. Gayet güzeldi.


Özetle günler genelde birbirinin aynısı ye-iç-yüz-oku-güneşlen şeklinde geçti. Doğaya bir kez daha aşık oldum.




Son akşam yemeğimizi yine Thanesis tavernada yedik, ben bu kez denizlerdeki kerevit miktarını azalttım. 

Böyle böyle 11 günü bitirip döndük. Hemen koşuşturmaya başladık bile. Güzel bir tatildi, Girit çok çok beğendiğim ve özel bulduğum bir yer oldu. Kalbim Ege'de kaldı der, bu postu bitiririm.

Sevgiler.