21 Aralık 2014 Pazar

Yves Rocher Hydra Vegetal Serisi

Merhabalar

Bir yıldır elimde bu ürünleri çoooook düzenli olmasa da -çünkü başka markalar da kullanıyorum- fena bulmayarak kullanıyorum. Detaylı yazmak istedim.



Hydra Vegetal tüm cilt tipleri için önerilen bir seri. Benim cildim karma, arada kurur arada yağlanır kafasına göre. O yüzden ben genelde markaların 'tüm cilt tiplerine uygun' olan ürünlerini alırım ve şimdiye kadar bu seçimimden de memnunum. Ürünlere detaylı bakarsak;

Hydra Vegetal Temizleme Sütü: ben makyajımı temizleme sütüyle temizlemeyi seviyorum. Yeni moda yağlar bana tuhaf geliyor yıllardır. Hatta tam olarak kullanma şeklim şu şekilde; havlu kumaşından yapılmış çok yumuşak banyo liflerini elime geçirip -birrrrr sürü böyle lifim var sadece yüzüm için kullandığım- üstüne bolca temizleme sütü sıkıyorum. Ardından bununla tüm makyajımı temizliyorum. Ilık suyla lifi ıslatıp kullanmadığım tarafına da bolca temizleme jeli sıkıp yüzümü de o şekilde yıkıyorum ve aşşşırı memnunum. Elle yıkamaktan çok daha arınmış oluyor cildim. Her lifi bir kez kullanıyorum ve kullandıktan sonra kirli sepetine atıyorum. Muhteşem! Hayat hikayemi geçip bu ürüne gelirsek; işini iyi yapıyor. Ağır göz makyajımı bile düzgün çıkarıyor. Fiyat performans açısından da güzel.

Hydra Vegetal Yüz Temizleme Jeli: Yukarda bahsettiğim şekilde kullanıyorum ve bence güzel bir ürün. Çok iddialı değil, normal yüzünüzü temizliyor işte. Yalnız bu jele biraz zaman vermek lazım. 15 saniye yüzümü ovalar durularım derseniz çok işe yaramıyor ama şöyle ağırdan alıp uzun uzun -canım lifim- yüzünüzü yıkarsanız sonuç epey temiz oluyor. 

Hydra Vegetal Tonik: Açıkcası tonik hiçbir zaman üzerinde çok konuşacağım çok beklentim olan bir cilt bakım ürünü olmadı. Neyse bunları almışken toniği de alayım deyip alıyorum çoğu zaman ve almışken kullanayım deyip kullanıyorum. Bu tonik de yüzü yakmayan, germeyen, kullandığına pişman etmeyen normal, düzgün bir tonik.

Hydra Vegetal Jel Nemlendirici: Çoook hoşuma gidiyor bu krem. Çok hafif, hemen emiliyor, sürdükten sonra alnınız parlamıyor, soyulup elinize kir gibi gelmiyor. Ben bunu çoğunlukla gece kullanıyorum ama kapalı havalarda gündüz de kullandığım oluyor.

Hydra Vegetal Spf 25 Nemlendirici: Diğer krem için düşündüklerimi bu krem için düşünemiyorum. Benim hoşlanmadığım yogun mu yogun bir yapısı var. Sürdükten bir süre sonra elimle yüzüme dokunursam böyle kir gibi, silgi şeysi gibi dökülüyor bazen. Çoğu spf'li krem böyle zaten. Böyk! Bana uymadı özetle ama yine de kullandım. 

Bu serinin bir de göz kremi ve serumı ve ama onlar bende yok. 20'lerinin başında olup -ben değilim ama olsun, fırk- çok detaya girmeden temel bir cilt bakımı yapmak isteyenlere, çok pahalı ürün almak istemeyenlere tavsiye ederim. 

Sevgiler.

18 Aralık 2014 Perşembe

Plog: 18.12.2014

Merhaba

Bugün gereksiz bir neşeyle uyandım, dünyanın en saçma şeyi! Gece 23.00'e kadar çalışırken de bu neşem yerinde olur mu bilmem.


07.45 Umud'la kahvaltımızı yapıyoruz. Ben kahvemi içerken o rooibos çayı içiyor. 


Bebe okula gidince mutfağı ve yatak odalarını hızlıca toparlayıp insana benzemeye çalışıyorum. Mac fondöten, nars orgasm allık, lancome gloss ve essence rimel.


Okula gideceğim. Danışmanıma teslim etmem gereken bir şey var, başka bir hocayla daha randevum var, sonrasında da arkadaşlarla xmas lunch! Hevesliyim, erken çıkıp yavaş yavaş durağa yürüyorum. Hava yine yağmurlu ve gri. Eşimle ilk tanıştığımızda ben Türkiye'de yaşıyordum o burada. Havadan şikayet ettiğinde ona 'aa ben çok severim kapalı havayı' derdim. O günlere dönüp kendime iki tokat atasım var. Ne soğuk ve yağmur sevenleri bezdirdi Hollanda.


Okulda işlerimi hallediyorum. Stoma bakımı alıştırması yapıyoruz bir de. Benim yapmayı çok sevdiğim bir iş bu. Ara ara bazı uygulamaları tekrar edip hala yapabildiğimizi ispat ediyoruz. Çok çok fazla görülmemesine rağmen benim çalıştığım serviste bir hastada var. Haftada bir ben yeniliyorum, dolayısıyla unutmamıştım zaten:)


Sonra da öğle yemeği vakti toplanıp yiyip içiyoruz. Epey laflayıp güldükten sonra birbirimizle vedalaşıp ayrılıyoruz. Ben hemen eve dönüyorum. Eve gelip hemen yemek yapmaya başlıyorum çünkü 45 dakika içinde çıkıp işe gideceğim. Kuru fasulye-pilav yapıp üstümü değişip yeniden yola düşüyorum.




Hastalar ve yakınlarıyla noel yemeği yiyeceğiz bu akşam, tüm servis süsler içinde!


Şeftalili rulo et, midyeli mantarlı fasulye ve kızarmış püre alıyorum. Böyle durumlarda Hollandalılığın dibine vurur, en garip ne gördüysem onu doldururum tabağıma.


Saat 23.20'de eve gelip bizim kurumun noel hediye paketini açıyorum. Burda adetten noelde tüm kurumlar tüm çalışanlarına hediye paketi verir. Bizimkiler 'gurme' teması yapmış bu yıl. Çalışanların ve hastaların tariflerinden oluşan bir yemek kitabı, kesme tahtası, atıştırmalıklar, baget ekmek ve üç kase. Çok hoş!


Sonra Umud'un yarın okulundaki noel kahvaltısı için kek yapıyorum. Tamam bayram seyran iyi güzel de yoruldum ama!! Son kalan enerjimle de Biber beyin kumunu temizliyorum. Beyefendi kumu yeterince temiz değilse girmeyi reddedip bas bas bağırıyor evin içinde. 

Ardından saat 01.00 itibariyle duş ve kapanış. Birkaç günlük miskinliğin ardından yorucu da olsa bugünü sevdim. 

17 Aralık 2014 Çarşamba

Plog: 17.12.2014

Selaaaam

Bugün yine dün yazdığım gibi enerjisizlikten hık diye gitmek üzereyim. Neyse ki yine evdeyim(z). Sabah gözümü çok yağmurlu ve gri ötesi bir güne açtım. Umud'u okula gönderdikten sonra yarın gece çalışacağım ve enerji toplamak istediğim için öğlen 11.30'a kadar uyudum. Rezalet!


Saat 12 ve hala pijamalarımlayım. Hep birlikte bir şeyler yemeden bir aile selfiesi patlatıyoruz. Sonra bizim oğlanlar Umud'un futbol antremanına gitmek için ayaklanıyor. Ben de sıkıntıdan patlamak üzere oldugum için onlarla çıkıp biraz çarşı pazar gezeyim diyorum.


H&M'de bu pantolonu beğeniyorum ama 34'ü yok, 36'sı da fena durmadı ama yine de 34'üne bakmaya karar veriyorum başka şubelerde. Sadece hardal sarısı devasa kazağı alıyorum.


Ardından Yankee Candle'a uğrayıp birkaç tane tart alıyorum. Tart değil mi onların adı? Hani eriyip koku veriyor? Satıcı hanımla da laflıyorum uzun uzun. Yaşlandıkça çarşıda pazarda gezerken herkesle çene çalmak gibi bir huyum gelişti. Tugba the esnaf gülü.


Ardından Hema'ya gidiyorum. Hema Hollanda'da en küçük bir köyde bile bulunan, en eski ve köklü dükkanlardan biri. Her şeyi bulabilirsiniz Hema'da, kalitesi de gayet iyidir. Hediye paketi kağıdı ve kalem alıyorum. Malum bu ara epey hediye paketi yapmam gerekecek. Çıkarken de kahve alıp sokaklarda çalan saçma sapan xmas şarkılarını dinleye dinleye kütüphaneye bizimkilerle buluşmaya gidiyorum.


Umud düzenli aralıklarla kitap ödünç alıyor kütüphaneden. Güzel bir çocuk bölümü var. 


Böyle rüküş bir koltuk olabilir mi? Kim döşemiş bu kütüphaneyi, Seda Sayan mı?


Kütüphaneden çıkınca oliebol satan birini görüyoruz. Oliebol sadece kışın bu dönemi çıkan ve bizim lokmaya benzeyen bir tatlı. Bolca alıyoruz. Kışı kendimizi hamura vermeden geçirmek çok zor.


Eve gelince bugün aldıklarımı bir çıkarıyorum. Iyi ki çıkmışım, evde sıkıntıdan kendimi kesecektim yoksa!


Bir de bizim serviste çalışan gönüllüler tüm çalışanlara minik noel hediyesi almışlar. Benimki bu! Ne kadar hoş, gerçekten beğendim ve inceliklerine çok duygulandım.


Hemen kullanıma açıyorum. Yeni Yankee Candle'larımı da bunun içinde kullanırım, ne güzel!

Ardından Umud'la biraz playstation oynuyoruz. Bu işi çok ciddiye almışız sanırım, o suratlar ne öyle:)


Umud'a kitap okuyup uyutunca bu peynirli milföyleri yapıyorum. Okuldan arkadaşlarımla yarın öğle yemeği için toplanacağız. Her yıl noel ve paskalya dönemi için yapıyoruz bunu. Herkes basit bir şey yapıp getiriyor her beraber yiyoruz.


Ardından acıkıp bu atıştırmalıkları hazırlıyorum. Pirinç krakeri, fıstık ezmesi, muz ve tarçın.


Sonraaaa Biber yanıma kıvrılıyor, ben de hart of dixie'nin yeni bölümünü izlemek üzere koltuğa yayılıyorum.

Yarın da plog yapacagım, ardından normal postlar var.

Öperim.

16 Aralık 2014 Salı

Plog: 16.12.2014

Selamlar

Gözümü bir açtım aralığın ortası gelmiş. Yıl biterken benim enerjim de son damlalarını tüketiyor. Sabahları yataktan çıkıp karanlık havada işe gitmek artık epey zorlaştı:) gerçi çok şükür Hollanda kışları eskisi gibi çok soğuk geçmiyor. Yine de haftaya başlayıp iki hafta sürecek noel tatilini sabırsızlıkla bekliyorum. Dün de böyle acı içinde işe gitmiştim, normalde bugün de gidecektim ama haftalık program değişti ve bugün boşum!


Saat 8.30, Umud kahvaltısını yaptı okula gitti. Ben de yatağa geri dönmemek için elimden geleni yapıp kendime kahvaltı hazırlıyorum. Bir taraftan da günlük blog okuma turumu yapıyorum.


Saat 9 gibi nihayet biraz aydınlık olsa da bana yetmiyor. Mumlarımı yakıp battaniyemin altına kıvrılıp iki bölüm Homeland izliyorum.


Mis kokulu Bibirik de yanıma kıvrılıyor.

12'de Umud öğle yemeği için okuldan çıkacak, biraz erken çıkıp yol üstündeki kruidvat'a uğruyorum. Hayatta en sevdiğim şeylerden biri drugstore gezmek!!


Saç boyası, Rimmel'ın match perfection fondötenini ve yeni çıkan keep calm lipbalmını alıyorum.


Umud'u alıp eve dönüyorum. O öğle yemeğini yerken ben yerleri süpürüp siliyorum. Dünyanın en çok kirlenen yerleri bizim evde sanırım. 


Saatimiz gelince Umud'la okula dönüyoruz. Bugün noel kutlaması var okulda, aileler de katılıyor. Büyük sınıflardaki çocuklar birşeyler satıyor. Mmmmm.


Sonra Umud sınıfında mumluk boyuyor. Noel ağacı için süsler yapıyor. Ben de kâh öğretmenlerle kâh velilerle laklak yapıyorum.


Eve dönerken birlikte yaptıgımız xmas masa süsünü getiriyoruz. Biber test edip onaylıyor.


Öğleden sonra Umud biraz oyun oynarken ben koltukta uyukluyorum. Hiç enerjim yok demiştim. Ay tatil gelsin artık!


Saat 5'te Umud'un yüzme kursu var. Ben üşeniyorum Umud'u babası götürüyor. Onların gelmesine yakın ben yemek yapmaya başlıyorum.


Mantı. Yiyip yiyip akşam 10'da uyumayı planlıyorum.


Yemekten sonra amaçsız şekilde hepimiz bir yere uzanıyoruz. Umud'un uyku saati gelince onu yatırıyorum. Biberi de yanında istiyor Umud ama Biberinto beyin uyumaya pek niyeti yok!


Sonrasında saçımı boyuyorum, çok nefret ettiğim bir işlem, kahrolsun bağzı beyazlar! 


Sonrası mis gibi duş ve 22.30 itibariyle Homeland'in 4x11'ini izlemek üzere yatağa giriş. 

Herkese musmutlu günnneeer.

8 Aralık 2014 Pazartesi

Haftanın Menüsü - 2

Yeni bir haftalık menü daha. Bizim evde geçen hafta bunlar pişti.


Pazartesi: Lazanya. Çoook seviyorum ama nedense az yapıyorum. Bizim oğlanlar bazen çok seviyor bazen burun kıvırıyor. Yanında da salata.


Salı: Karışık kızartma. Gerçi buna kızartma demek ne kadar doğru bilmem. Patates, biber ve havuçları actifry'da azıcık yağla kızarttım. Karnıbaharları da zeytinyağı ve baharata bulayıp 1 saat kadar fırınladım. Üstüne de sarımsaklı domates sosu.


Çarşamba: Rulo et, pilav ve salata. Bugün basite kaçıyorum. Kasaptan aldığım rulo eti kızartıp yanına pilav yapıyorum, oldu bitti.


Perşembe: Pirinçli ıspanak yemeği. Kışa çook yakışıyor. Ispanağın en sevdiğim hali bu. Hafif acılı, üstüne yoğurt ya da nar ekşisi. Mmm.


Cuma: Tas kebabımsı bir patatesli et yemeği ile bulgur pilavı. Kış gelince böyle yemekler iç ısıtıyor. Normalde çok sulu yemekle aram yoktur.

Cumartesi: Evde değildik, dışarıda yedik.

Pazar: Kısır! Pazar günleri genelde evde film izliyoruz. Bu pazar da benim yaptıgım mandalinalı kek ve iki kase popcorn eşliğinde film izledik. O kadar atıştırmaya da akşamı hafif geçirdik. 

Sevgiler

7 Aralık 2014 Pazar

Şifoniyer Üstü

Merhaba 


Bir süredir bu şifoniyerin üstünü bu şekilde kullanıyorum ama çok da beğeniyor değilim. Yenilemek istiyorum ama nasıl bir yenilik istediğimden de emin değilim.



Bu kısımdan memnunum. Yüzükler ve küpelerimi saklamak için bu kutuyu kullanıyorum. Epey bir ıvır zıvırı ortadan kaldırıyor. İkea saksıları ben de dünyanın geri kalanı gibi makyaj fırçalarımı saklamak için kullanıyorum ama bu görüntüden artık nefret ettim. Herrrrrrkeste ama herkeste aynısı oldu bir süredir. Makyaj fırçaları için içime sinen bir çözüm bulursam bu saksıları kilere koyup içlerine tahta kaşık vs koyayım diyorum. Bakalım.


Sevmediğim bir başka nokta daha takılar! Bu takıları düzgün saklamanın bu şekilde ortalıkta görünecek şekilde asmadan başka bir yöntemi yok mu?! Varsa neden bana söylemiyorsunuz? Bu şekilde evet birbirlerine hiç karışmıyorlar ama o dağınık görüntü huzurumu bozuyor. Tüm kolyeleri çöpe atmama çok az kaldı. Mumlardan memnunum, mumsuz olmaz.


Love yazısı da gözüme batmayan bir arkadas ama arkadaki English Home mumlukları artık sevmiyorum ve son derece kullanışsız olduklarını düşünüyorum. Muhtemelen alt kattaki lavabo yanına gidecekler. 
 

Bu mumları da seviyorum. Büyük rituals olan bitince makyaj fırçalarını saklamak için kullanılabilir sanki. 

Burayı yenileyince yeni bir post yapacagım, her türlü fikre ve ilhama açığım:)

İyi haftalar.