9 Ocak 2017 Pazartesi

Shoplog: DM ve Douglas

Geçen ay içinde aldıgım kozmetikleri paylaşmak istedim sevgili halkımız. Ben epey sevdim aldıklarımı, bence siz de okumayı sevebilirsiniz. 


Önce Almanya'nın drugstore zinciri Dm'den aldıklarımda başlayayım. O kadar Almanya'ya giderim hiç girip dolaşayım diye aklıma gelmemişti, ne büyük salaklık!


Içersi tıklım tıklım olunca -ki başta anlam verememiştim sonra fiyatları görünce anladım- çok bir şey almadım, zaruri ihtiyaçlara yöneldim. Mesela gördüğünüz saç boyalarının tanesi 2-3€ arası değişiyordu. Hatta palette olan 1,75 euroydu! Ben böyle inanamaz gözlerle saç rengime yakın üç paketi sepete attım. Saç boyaları Hollanda'da 10-18 € arası değişiyor. Ben hesaplı olsun diye genelde 1+1 kampanyalı olan hangisiyse ondan alıyorum ama hala arada büyük fark var. Insan kalabalığında sürüklenirken fotoğrafta gördüğünüz el kremlerini de sepete atıyorum. Fiyatları yine 1-2€ civarı. 
Sadece sarı tüpte olanın kokusu bana çok agır geldi onu iş yerindeki çekmeceme koyacağım, diğer ikisi çok güzel. Üç paket saç boyası bana iki ay kadar yeter sonra yine gidip bolca stoklamayı düşünüyorum.

Gelelim douglas'tan aldıklarıma.


Gidiş amacım ortadaki Chloe - Love Story parfümü almaktı. Aslında parfüm ihtiyacım yoktu ama bu aralar değiştirerek parfüm kullanmayı seviyorum. Bunu da gelip gidip sıkıp kokluyordum. Onun yanında da bir şeyler almış bulundum! Parfümün notaları şu şekilde:

  • Üst notalar: Neroli, bergamut, greyfurt, limon, armut
  • Orta notalar: Portakal çiçeği, gül, şeftali, kuşüzümü, Madagaskar yasemini
  • Alt notalar: Misk, sedir, paçuli, kaşmir

Koku tarif etme konusunda uzman değilim ama sevdiğim kokular arasında genelde hep turunçgiller, çok baskın olmayan yasemin ve neroli bulunuyor. Bu başta gelen meyve kokuları oturdukça alttan çıkan misk ve sedir gibi daha tok kokular parfümü çok güzel dengelemiş. Fazla tatlı kokuları veya agır parfümleri sevmeyenler için ideal. Çok zarif, her ortama uygun, harika bir koku. Şişesini de çok beğendiğimi söylemek isterim. Chloe'nin genel boho chic ve romantik tarzına uygun.


Lancome effacernes longue tenue concealer yine epeydir radarımdaydı. Son yıllarda gözaltlarım yüzümün geneline göre daha koyu tonda. Tabi düzgün uyumamak vs bunu tetikliyor ama onu değiştiremiyorum ne yazık ki. Birkaç concealer denedikten, gün ışıgında bakıp emin olduktan sonra bunu aldım. Bendeki 15 numara, garip bir numarandırma sistemi var lancome'un. Concealer'ı epey başarılı buldum, çabucak sürülüp yedirilebiliyor, güzel kapatıyor, aydınlık gösteriyor, çizgilere dolmuyor ve kuru kuru göstermiyor. Aldığımdan beri hergün kullandım.

EOS lipbalmlar en sevdiğim dudak nemlendiricilerinden, bana çok iyi geliyor. Daha önce online sipariş ediyordum ama bu şekilde mağazada satılmaya başlaması güzel. Bendekilerin hepsi yeni bittiği için daha önce denemediğim açai ve blueberry aromalı olanı aldım. Çok da güzel çıktı klasik.


Anastasia Brow Wiz. Bilenler bilir, Anastasia kaş makyajı konusunda efsane isimlerden. Bütün makyaj guruları ve make up artistlerin överek tavsiye ettiği anastasia kaş ürünlerinin neden bu kadar ünlü oldugunu anlamıyordum, yani kaşını neyle doldurursan doldur ne fark eder ki diyordum. Ta ki birgün merak edip deneyene kadar! Bir kere ürünün arka kısmındaki fırça bile verdiginiz paraya değiyor. Çok ince ve çok güçlü, kaşları tek tek ayırıp tarıyor ve aradaki boşlukları çok net görüyorsunuz. Bunun bu kadar önemli bir şey oldugunu bu ürünü kullanana dek farketmemiştim. Ön kısımdaki asansörlü kalem çok çok ince, o yüzden derli toplu ve düzenli bir şekilde kaşınızı doldurabiliyorsunuz. Çok da bağıran bir şekilde renk verip o korkunç dövme kaşlara çevirmiyor; doğal, düzgün ve dolgun görünmesini sağlıyor. Çok sevdim, her kuruşu hak ediyor. Bendeki rengi soft brown ve tam uyuyor.

Tweezerman cuticle makası, bilenler bilir binlerce yıl önce bir evde manikür postu yayınlamıştım ve bu makası ne çok sevdiğimi söylemiştim. Yaklaşık on yıllık kullanım sonucu geçenlerde yere düşürüp agzını ne yazık ki yamulttum, yoksa gayet iyi durumdaydı. Yenisini aldım, umarım bir on yıl da bunu kullanırım. Evde manikür yapanlara çok tavsiye ederim.

Son olarak bir de Artemis clarifying sheet mask aldım. Içinde salisilik asit olan cilt bakım ürünleri bana iyi geliyor, daha önce de sheet maske denememiştim, merak edip aldım. Henüz denemedim, kullandıktan sonra bir bitenler postunda bahsederim.

Sanırım hepsi bu kadardı, mis gibi günler dilerim!

1 Ocak 2017 Pazar

Aralık Favorileri

Dekorasyon:


Yılbaşı için bu minyatür köy bu ayın favorisi oldu. Önümüzdeki yıl köye birkaç hane daha eklemeyi planlıyorum. 1 Ocak itibariyle hem ağacı (çöpe) hem de diğer ıvır zıvırı (kutulayıp tavan arasına) kaldırdım. Eve bir ferahlık geldi, tamam seviyorum yılbaşı atmosferini ama son bir hafta daralmıştım.

Üst baş


İndirim ganimeti Zara kırmızı paltomu çok severek giydim ve giymeye devam ediyorum. Kırmızı çok sık giymesem de epey sevdiğim bir renk.

Yiyecek:


Coşup noel akşamı yaptıgım bu yemek epey güzeldi. Biraz uydurmasyon gelişti ama sonucu sevdim. Iki parça tavuk göğsünü tandori baharat karışımı, zeytinyagı ve kaju fıstığı ile beraber fırına attım. O pişerken bir tencerede soğan, sarımsak, kale (türkçesi nedir? pazı? hindiba?), balkabagını zeytinyağında çevirdim. Bulgur ve kuru cranberry ekleyip güzel bir pilav yaptım. Tuz biberi de unutmadım. Bir kaba önce pilavı ardından tavukları döşedim, keçi peyniriyle ekstra lezzetlendirdim. Toplamda 20-25 dk sürmedi yapmak ama oldukça güzeldi.

Çiçek:


Bu ay benim zevkime göre biraz fazla yeşillik dolu olsa da yine bloomon diyorum. Ama dediğim gibi geçen aylardaki çiçekler kadar sevmedim, çok da dayanmadılar bu sefer. Bu Perşembe yeni bloomon buketim gelecekti ama şimdilik iptal ettim, okaliptus demeti almak istiyorum pazara çıkıp.

Kitap:


Yine Tess Gerritsen'a devam. Sneeuwval (buz gibi soğuk) ve het stille meisje'yi (sessiz kız) okudum bu ay. Buz gibi soğuk özellikle Maura'ya odaklanması sebebiyle sevdiğim bir kitap oldu. Bu seriden sanırım okumadığım 1-2 kitap kaldı, bitince özleyeceğim.

Dizi:


Bu ay this is us ve westworld'e başladım. Westworld ilginç konusuna rağmen bir şekilde beni sarmadı. This is us'a ise ba-yıl-dım! Normalde çok aile dizisi sevmem ama bu cidden başka. Hem çok güldüm hem çok duygulandım hem de içimde 'daha iyi bir insan olmaya uğraşmak için  çabalama isteği' gelişti izlerken. Herkese çok tavsiye ederim. Bir de bu diziyle birlikte Mandy Moore'u çok beğenmeye başladım. Çok güzel bir kadın.

Film:


Umud'un talebiyle Captan America: Civil War ve Warcraft'ı izledik geçenlerde. Tam oğlan çocugu filmleri, baktım biraz daha izlersem pipim çıkacak gittim ertesi gün bir posta Love Actually seyrettim ki bu benim aralık ayı rutinim. Her yıl izlerim, kendimi iyi hissettiriyor. Bunlar harici bir de epeydir merak ettiğim Gürcistan -Estonya ortak yapımı Mandariinid yani Tangerines yani Mandalinalar filmini izledim. O ne güzel bir filmdir öyle. Savaşı anlatan filmler hep çok görsel efektli çok klişeli büyük büyük olaylarla bezeli olur. Bu film ise savaşı küçük küçük hikayeler, mandalinalar ve dört kişi üzerinden şiir gibi anlatmış. Benim gibi sakin sakin ilerleyen, büyük laflar etmeyen insana dair filmleri seviyorsanız çok tavsiye ederim. Ayrıca filmin arka planında agır agır çalan o müzik içimi eritti. 

Bu ay da bunları sevdim kısaca. Şimdiden iyi haftalar dilerim.



Weekly Snaps - 37