28 Aralık 2009 Pazartesi

Dermalogica Cilt Bakim Urunleri


Benden uzuuunn bir zamandir bu yaziyi bekleyenlerden cok ozur diliyorum oncelikle. Uzun ve detayli bir yazi oldugu icin hep erteledim, usendim itiraf edeyim. Neyse gec olsun guc olmasin. Aslinda yaziya baslamadan once sunu soylemek isterim, cilt bakimi cok bicak sirti bir konu oldugu cin bana iyi gelen size gelmeyebilir. Biraz deneme yanilma yontemiyle ancak size en uygun urunleri bulabilirsiniz. En azindan ben Dermalogica kullanmadan once epey urun denedim, sonunda aradigimi buldum. Iki senedir bu markayi kullaniyorum. Cok cok memnunum, tek problemim Dermalogica'nin cok pahali olmasi. Biraz daha ucuz olsa cok daha severdim:)


Benim cilt tipimden bahsetmem gerekirse; yag dengesi genelde normal ama kisin biraz daha kuruya, yazin biraz daha yagliya donuk bir cilt. Zaman zaman hassaslassa da oyle her seye kizaran bozaran bir cildim yok. Ergenlik donemindeyken cildim oldukca sivilceliydi. Ben de cok matah markalarmis gibi Avon, Oriflame gibi markalarin genc serilerini alip kullaniyordum. Hicbir ise yaramiyorlardi kesinlikle. Universiteye basladigimda Loreal filan kullaniyordum, o da asiri derecede kozmetik aknesi yapti bende. Hic unutmam yanaklarimda agrili, kocaman kocaman ve deli gibi kasinan sivilceler cikmisti. Tabi kalkip dermatologa gittim ve dokor kullandigim tum urunleri kesmemi, onun verdigi , temizleyici, tonik ve nemlendiriciyi kullanmami soyledi. Cildim inanlmaz duzeldi ve uzun zaman doktorun verdikleriyle clt bakimi yaptim. O yuzden sivilce problemi yasayan genc ciltlere kesinlikle doktora gitmelerini, zottirik markalara paralarini harcamamalarini tavsiye ederim.

Benim iyi bir cilt bakimi markasindan beklentilerim sunlar: Mumkunse sadece cilt bakimi urunleri cikarsin, aslinda kozmetik markasi olup bir taraftan cilt bakimiyla da ilgilenmesin, icinde sabun, parfum, renklendirici gibi katki maddeleri barindirmasin, cok guclu olmasin, yumusak olsun cildi yormasin vs. Gelelim kullandigim urunlere, hayat hikayemi yazdim.

PreCleanse:Bilmeyenler icin bu bir makyaj temizleme yagi. Aslinda ben bunu sadece asagida bahsedecegim gunes kremini kullandigim donem kullaniyordum cunku malum gunes kremleri mutlaka yag ile temizlenmeli diye bir inanis var. Gunes kremi kullanmayi biraktiktan sonra yani eylul ekim gibi, cilt makyajimi temizlemek icin normal Nivea temizleme mendillerine donus yaptim daha ucuz diye ama onlar da cildimi putur putur yapti, o yuzden bunu yeniden aldim. Cok cok memnunum, ciltteki makyaji en ufak kalinti birakmayacak sekilde temizliyor, kurutmuyor, sivilce cikartmiyor.Ben goz makyaji da dahil tum makyajimi bununla cikartiyorum.Once kuru elime biraz dokup, kuru ve makyajli yuzumu bu yagla ovaliyorum, ardindan ellerimi hafif islatip ovalamaya devam ediyorum, sonrasinda ilik su ile yikiyorum. Zaten Dermalogica her zaman temizleme rutinine bu urunu ekledigi icin temizleyicileri hafif ve yumusacik.

Special Cleansing Gel: Bu benim cok sevdigim bir urun, hatta en sevdigim bile diyebilirim. Cildi cok cok iyi temizlerken, kurutmayan, yakmayan, yipratmayan kac temizleyici var ki? Bu urun sabun ve parfum icermiyor, bu benim icin cok onemli cunku sabun iceren temizleyiciler cildi cok yipatip kurutuyor. Yalniz tum Dermalogica temizleyicilerinde oldugu gibi bununla cilt makyajinizi cikartmaniz mumkun degil, once PreCleanse sonra bunu kullanabilirsiniz cilt makyaji yaptiysaniz.

Multi Active Toner: Dermalogica'nin tonikleri pek sevilmiyor ama ben bayiliyorum. Sanirim spreyli sisede satildigi icin insanlara garip geliyor. Malum pamuga dokulup ardindan yuzu sildigimiz toniklere daha aliskiniz ama ben de tam aksi onlari sevmiyorum. Genelde cok alkollu ve yuzu yakan cinsten oluyorlar. Bir de pamukla hart hurt yuz silmek beni cok rahatsiz ediyor. Bu urunu basta ben de pek sevmemistim. Hicbir etkisi yokmus gibi gelmisti ama kullanmadigim gunler yuzum o kadar geriliyor ve gozeneklerim belli oluyor ki inanilmaz. Yuzumu yukardaki urunlerle temizleyip 5-6 fis bundan sikiyorum ve yuzum resmen neme doyuyor. Ayrica uzerine surdugum nemlendiricinin kaliciligini artiriyor. Ozelikle kis gunlerinde vazgecilmezim, yazin olmasa da olur. Yazin pek yuzum gerilmez zaten, bronzlastigim icin de gozeneklerin gorunurlugu azalir.

Active Moist: Gece ve gunduz bu nemlendiriciyi kullaniyorum. Aslinda cok memnundum ama son bir aydir filan yetersiz gelmeye basladi, surdukten birkac saat sonra yeniden nemlendirme ihtiyaci hissediyorum yuzumu. Tabi nemlendiricinin bu konuda bir sucu yok. Bildiginiz gibi uzun sure ayni nemlendiriciyi kullanirsaniz etkisini yitirebiliyor ve ben gerceken uzun suredir kullaniyorum bunu. O yuzden bittiginde ki bitmesine az kaldi, yeni ve daha guclu baska bir Dermalogica nemlendiricisi deneyecegim yaza kadar, yazin yine buna donerim. Yagsiz ve oldukca hafif bir nemlendirici bu, cildiniz cok kuruysa yetersiz gelecektir ama normalse, karmaysa cok seveceginizi dusunuyorum. Kesinlikle sivilce yapmiyor, gozenek doldurmuyor. Ben goz kremi kullanmiyorum, goz cevreme de bunu geciyorum, yag butonu yapmiyor.

Skin Prep Scrub: Yine bayildigim bir urun daha. Bunu o kadar seviyorum ve cabuk bitiriyorum ki inanilmaz. Haftada iki kez mutlaka kullaniyorum. Bazi yerlerde yagli ciltler icin diyor, bazi yerlerde tum cilt ctipleri icin. Ben ikincisine katiliyorum. Ciltteki tum kiri, gozeneklerin icini, olu deriyi temizliyor, cildi bebek gibi yapiyor. O puruzsuzluk hissine bayiliyorum ben. Icindeki granuller cildi tahris etmiyor, bazi uyduruk scrublardaki gibi gozenekleri iyice buyutmuyor. Bir de kokusunu cok seviyorum ben, esmer seker gibi bir gorunusu ve kokusu var.

Skin Refining Masque:Bu klasik bir kil maskesi. Arkasinda haftada iki kez kullanilmasi oneriliyor ama ben ayda bir kez ancak kullaniyorum. Bunun nedeni maske yapmaya cok useniyor olmam ve cildimin asiri yaglanma sorunu olmamasi. Tabi yine de cilt tipiniz ne olursa olsun kil maskesi ve nem maskesi yapilmasi tavsiye ediliyor. Cildinizin kuru olmasi kirlenmeyip, arindirilma ihtiyaci duymadigi anlamina gelmez. Ben bunu dedigim gibi ayda bir kez scrub yaptiktan sonra uyguluyorum. Zaten maskeler scrubtan sonra yapildiginda cok daha iyi etki ediyor. Benim yanaklarimda maalesef gozenek problemi var, onlarin kirle dolup siyah noktaya donmemesi icin bu urun cok iyi geliyor. Resmen arindiriyor.

Skin Hydrating Masque:Bu da kil maskesinin ardindan kullandigim nem maskesi. Goz cevresine de kullanilabilen cok cok guzel bir urun. Boylelikle ekstra goz bakimi yapmaya gerek kalmiyor. Renksiz, seffaf bir urun bu. Haftada uc kez kullanin yaziyor arkasinda ama ben usendigimden o kada cok kullanmiyorum. Basarili bir maske, cildi neme doyurdugundan cilt fazladan yag uretme ihtiyaci duymuyor, sivilce yapmiyor. Bazi kisiler bunu yuzune nemlendirici gibi surup uyuyup sabah yuzlerinden cikartiyorlarmis ama ben onu dogru bulmuyorum. Ne kadar hafif ve renksiz de olsa bu bir maske ve kullanma talimatinda 15 dakika bekletilmesi gerektigi yaziyor.

Ultra Sensitive Faceblock SPF 25: Bu urun benim yazlari kullandigim gunes koruyucum. Biliyorum yilin her gunu kullanilmasi tavsiye ediliyor ama bu kadar pimpirikli sekilde gunes koruyucu kullananlarda da ciddi bir D vitamini eksikligi ciktigi belirlenmis. Bir de ben zaten yilin 300 gunu yagmurlu bir ulkede yasiyorum. Zaten iki ay belki gunes goruyorum. Yani Cullen'ler bile vampir olduklarini kimselere caktirmadan benim yasadigim yerde yasayabilirler. Bu yuzden Turkiye'ye geldigim zamanlar haric bu konuyu fazla onemsemiyorum. Bu urun ayni zamanda bir renkli nemlendirici gorevi de goruyor. Yuze hafif bir renk verip yazin agir cilt makyaji yapilmasina gerek kalmiyor sayesinde. Yazin hep bunu surup, uzerine hafif bir bronz pudra , hafif allik ve gloss uclusuyle kendimi harika hissetmistim. Hem gunes koruyucu hem renkli nemlendirici bos yere ayri ayri kullanmayayim derseniz hosunuza gidebilir. Ben biraz yapisina gicik oluyorum o kadar. Bir de arkasinda alti aydan sonra kullanmayi kesin diyor ki ben gibi az kullaniyorsaniz gicik bir durum, nerderyse dopdoluyken atmak gerekiyor. Tabi bunun nedeni gunesten koruma ozelligini yitirmesi. Ben bu nisan mayis gibi baska bir urun denemek istiyorum, dolayisiyla bunu yeniden almayacagim.

Benim bu markayla ve cilt bakimiyla ilgili soyleyebileceklerim bu kadar. Zaten baska da bir sey kulaniyorum cilt bakimi icin. Siz de denemek isterseniz tavsiyem once seyahat boyu olanlarindan alin, cunku dedigim gibi pahali bu zirzoplar. Sevmezseniz elinizde patlamasin. Bana iyi gelen size de iyi gelecek diye bir sey yok.

Herkese sevgiler.

25 Aralık 2009 Cuma

Christmas In Netherlands - Kerst In Nederland



Malum bugun birinci noel gunu. Noel, yilbasi filan benim icin pek bir sey ifade eden seyler degil. Ama yine de suslemeler, indirimler, noel ruhu filan derken yilin cok sevdigim bir zamani bu zaman. Yalniz su sira beni cok gulduren bir sey var; Turkiye'de neden noel ve yeni yil ayni sey zannediliyor? Tamam tamam herkes boyle sanmiyor tabi ki. Belki de ben hep yanlis bilenlere denk geliyorum da komik geliyor. Telefonda mesela bugun noel oldugu icin burda her yer kapali, alisverisimizi dun tamamladik filan diye anlatiyorum. Cevap olarak karsidaki "Aa orda yeni yil erken mi kutlaniyor" diyor. Sanirim noel adetlerini biz Turkler yeni yil adetleri olarak uygulamisiz, ondan kaynakli bu karmasa. Bilmeyenler icin tekrarlayalim; Noel Isa'nin dogum gunu olarak kabul edilen gundur, yani 25 aralik. Cam agaci susleme de Hristiyanlik inancina gore Isa dunyaya geri dondugunde bir cam agacina inecek muhabbetinden dolayi yapiliyor. Yani bizim yeni yilda susledigimiz camlar pek bi kel alaka olmuyor mu? Ama benim yine de hosuma gidiyor, insani keyiflendiriyor o susler.

Bunun disinda bugun burada sokaklarda pek insan yoktu. Her yer kapali,  herkes ailesiyle noel yemegi yiyor. Sanki savas cikacak gibi marketteki her seyi silip supurmus millet:) Televizyonda hep noelle ilgili filmler, cizgi filmler var. Icim sisti kirmizi renk ve geyik gormekten:P  Dun aksam da civarda oturan 3-4 ergen kiz kapidan noel kutlamaya gelmis. Tum bozuk paralarimi da kaptilar sagolsunlar. Ramazan bayraminin yurtdisi versiyonunu yasadik bir nevi.

Bu ara ustumde inanilmaz bir yorgunluk var. Normalde bebegine hep kendi bakmis, evini hep kendi temizlemis, duzenli ordu besliyor gibi hergun bir suru yemek yapmis, kendine bakmayi ihmal etmemis, uyumadan kitap okumus, hergun bir film izlemis, ayni zamanda okula gitmis, ders calismis gene de yorulmamis bir insanim ben. Bugun sabah yatagimizi duzelttikten sonra yarim saat yatip dinlendim:) Neden hic bilmiyorum. Anneme gore demirim dusmus. Demir takviyesi almaliymisim. Saglikci kendisi, uzaktan tedavi onerdi. Benim anne sutu verirken kendi sagligim acisindan kullanmak zorunda oldugum komple bir vitamin var. Ben hep unutuyorum onu almayi, acaba vucudum iflas mi etti? Bugun basladim yeniden vitamine, bakalim ne olacak.

Daha yazasim var ama, cok yorgunum diyorum size:)

Herkese iyi haftasonlari!

18 Aralık 2009 Cuma

Yilin Ilk Kari





Bir haftadir sicaklik -5,-6 dereceydi burda. Evin icinde bile usuyorduk, dogru duzgu disari cikamadik. Hani olur ya buzzz gibi, kupkuru bir ayaz, oyleydi. Yagmur ya da kar yagsa hava biraz yumusar diyorduk ki dun sabah uyandigimda karsimda yukardaki manzara duruyordu. Kahvalti hazirlamadan once evimizin arka bahcesinin fotograflarini cektim:) Umud pencereden bakinca once epey sasirdi, sessiz sessiz izledi. Ben ona kardan bahsettim biraz. Esim ise gittikten sonra pencerenin kenarinda oglumla kahvaltimizi ettik. Aksama kadar kar izlemekten baska bir sey yapmadik. Disari cikmak istiyordum ama daha yollar temizlenmemisti cesaret edemedim. Aksam da okula gittim, tabi bu sefer bisikletle degil. Omr-u hayatimda ilk kez beni okula sevgili birakti arabayla. Normalde hic nazlanmam, ne kadar soguk olursa olsun, siddetli bir yagmur olsa bile giderim pasa pasa bisikletimle. Zaten maksimum 5 dakika suruyor yol. Ama karda dogru duzgun bisiklet surebilecek kadar Hollandali olamadim daha:) Dun de okulun son gunuydu. Iki hafta Noel ve yeni yil tatili var. Yilin bu zamanina bayildigimi soylemistim di mi:) Okulun her yerinde Noel agaclari, suslemeler vardi. Sehir merkezi, apartmanlar, evlerin bahceleri harika suslerle dolu. Agzim kulaklarimda sirita sirita geziyorum disarda.




Bugun son derece uykusuz bir sekilde kalktim, normalde uykusuzluga dayanikliyimdir ama bu uykusuzluk bir haftadir surunce iflas ettm sanirim. Kadim dostum migren de sagolsun bu firsati hic kacirmadi. Umudcuk bir suredir geceleri cok sik uyaniyor, kopek disleri ciktigi icin. Ben de gece uykum bolununce yeniden uyuyamiyorum, bir saat yatakta donup duruyorum. Bir de soyle bir sey var; her sabah bu gece erkenden uyuyacagim diye kadar veriyorum ama aksam olunca zamanimi uykuyla harcamak istemiyorum. Bir de zaten uykuya dalabilme sorunum var:( Biraz acayim; diyelim ki gece 23te yattim, benim uyuyabilmem en az iki saat sonrasina tekabul ediyor. Tam dalmisken Umud sut icmek icin uyaniyor. Onu emzir, yeniden uykuya dalmaya calis filan, bu sekilde bir kisir dongu soz konusu. Yatar yatmaz uyuyabilen insanlara sinir olmakla, hayran olmak arasi gidip geliyorum. Nasil cabucak uyuyacagim ben, tavsiyesi olan var mi?



Neyse ne diyorduk. Evet migren...Kahvaltidan sonra agri kesici aldim ama ise yaramadi. Ben de kaptim oglusumu disari ciktim. Her yer bembeyaz, kartpostal gibiydi. Acikhava hem bana hem Umud'a cok iyi geldi. 2-3 saat gezdik. Her yerde super indirimler vardi. Ben iki elbise, Umud'a birkac bir sey, sevgiliye bir hirka kapiverdim. Korkarim eylemlerim surecek. Evimize donerken yolda fotograflar da cektik.

Eve yaklasinca Umudcuk aglamaya basladi, sokak cocugu oldu bizim oglumuz:)

Herkese iyi haftasonlari!

15 Aralık 2009 Salı

Uc Animasyon Birden

Animasyon filmlerini cok cok sevdigimi yazmistim onceden. Her cikan animasyonu atlamadan izlemeye calisirim. Malum bu yil one cikan uc onemli animasyon filmi var, ucunu de izleyince bahsetmeyi ertelemeyeyim dedim:)


Ilki Ice Age 3 - Dawn of the Dinosaurs. Seri cekilen filmlerin hepsinde insan ister istemez ilk filmle kiyaslama yaparak izliyor filmi.Buna dayanarak soyleyebilirim ki uclemenin en zayif halkasi bu film olmus.Tam tersini dusunup serinin en iyisi diyenler de var, olabilir, ben kendi fikrimi soyluyorum. Bana gore film muhtesem degildi ama gayet eglenceli,klasik Ice Age kalitesindeydi.Cizimler, muzikler, espriler yine superdi. Ayrica scrat ve sevgilisi uzerinden ne super gondermeler yapmislar kadin-erkek iliskisi uzerine. Bayildim:)


Ikinicisi Up. Bu filmi o kadar uzun zamandir bekliyordum ki...Pixar yine muhtesem bir film yapmis. Zaten animasyon demek benim icin Pixar demek. Filmi izlerken bu kadar gercekci cizimleri nasil yapabildiklerini epey dusundum. Harika bir filmdi baska da bir sey diyesim gelmiyor. Bir de filmin ilk 15 dakikasi hayatimda izledigim en romantik ve huzunlu sahneler listesinde ilk uce kesin girer.


Ucuncusu Cloudy with a Chance of Meatballs. Bu filmden cok sey beklemistim aslinda ama oldukca vasatti. Yine de izledik, eglendik. Kotu bir film diyemem, en azindan insan izlerken kendi cocuklugundan sapsal hikayelerini hatirliyor, hos oluyor. Mukemmel degildi ama seyirlik, vakit gecirmelik ortalama bir filmdi.

Ben bunlarin icinden en cok Up'i begendim. Bu yil ki en iyi anismasyon filmi oscarini da ona veriyorum, akademi kime verir bilemem:)

08 Aralık 2009 Salı

OPI Barefoot in Barcelona Nail Polish (Espana Collection)

/

flashli cekim


flashsiz cekim

Yine bir Opi-Espana koleksiyonu ojesine daha yer vereyim. Bunu acikcasi ilk olarak adina bayildigim icin aldim. Insani tatil moduna sokuyor. Deniz-kum-ciplak ayak- bu oje-Barcelona filan. Oyy! Elime gectikten sonra rengini de cok sevdim cunku hem yaz kis kullanilacak bir renk hem de benim boyle nude bir ojem yoktu. Ojenin rengi gordugunuz gibi ten rengi fakat cok da nude degil.(muhtesem tanim yaparim) Surunce yeterince renk veriyor, tirnakla ayni renk durmuyor, cok da bagirmiyor. Benim bir nude ojeden tum beklentimi karsiladi. Ayrica surda yazdigim brave new bronze rujla nerdeyse ayni renk, ikisini bir arada kullanmayi cok seviyorum.

06 Aralık 2009 Pazar

District 9



Yagmurlu bir pazar gununden herkese selamlar. Radyo programi acilisi gibi oldu farkindayim. Bugun aslinda bebegimizi evimize cok yakin olan hayvan ciftiligine ve parka goturecektik ama hava o kadar berbat ki...Evde muffin yiyip, pineklemek daha cok isimize geldi. Pineklerken bir taraftan da sizlerle benim icin bu yilin en iyi filmlerinden birini paylasmak istedim.

Film Neill Blomkamp tarafindan yonetilmis ve bilim kurgu, aksiyon, drama olarak imdbde etiketlenmis. Film uzerine soyleyebilecegim cok sey var, izledikten sonra birkac gun evde surekli bu filmden bahsettik. Hani klasik olmus filmler vardir ve siz yillar sonra o filmi izlersiniz ya, bu filmi izlerken de filmin klasik olacagini ve yillar sonra insanlarin izlemeye devam edecegini dusundum. Film imdb'de gelmis gecmis en iyi 92. film secilmis. Gercekten bu kadar yeni bir film icin inanilmaz bir basari.

Film acikcasi biraz zor, izlemesi de, anlamasi da, yorumlamasi da...Ukalalik olarak algilamayacaginizi umarak soylemek isterim ki bu filmi gercekten anlayabilmek icin belli bir sinemasal kultur seviyesinin uzerinde olmak lazim. Yani ozetle sinema deyince sadece popcorn filmler aklina gelen biri eminim benim bu film icin hissettiklerimi hissetmeyecektir.

Film belgeselmis gibi yer yer el kamerasiyla cekilmis, bu da zaman zaman sallantidan dolayi izlemeyi zorlastiriyor. Yalniz filmin konusu itibariyle boyle olmasi gerektigini anliyorsunuz. Filmin basinda acikcasi cok bir sey bulamayacaginizi dusunuyorsunuz ama belli bir yerden sonra gozunuzu bile kirpamiyorsunuz. Filmi ozetlersem; bir uzay gemisi ariza nedeniyle Guney Afrika'nin Johannesburg kentine inis yapiyor. Icinde yolculuk eden uzaylilar da District 9 adi verilen bolgede yillarca multeci hayati suruyor. Halk tarafindan asagilanma, hakarete magruz kalma gibi psikolojik tacizlere magruz kalarak yasiyorlar. Ta ki kaypak, iki yuzlu, ortalama bir devlet memurunun uzaylilara ait bir siviya magruz kalip onlara benzemeye baslamasiyla isler degisiyor.

Film bize benzemeyene, uzun zamandir kafamiza vura vura yerlestirilen guzellik tanimina uymayana, ozetle bizden olmayana otomatik olarak kotu davranmak uzerine proglamlandigimiz bir dunyada yasadigimizi yuzumuze tokat gibi vuruyor. Farkliysan cezalandirilirsin! Ya kimligini kaybedersin, ya toplama kamplarina tikilirsin, ya vurulursun..Filmdeki multeci kampindaki uzaylilar yerine dunyada ezilmis, otelenmis herhangi bir toplumu koyun ne farki var? Nazi Almanyasindaki Yahudileri, filmin yonetmeninin de memleketi olan Guney Afrika'daki Hollanda somurgeciligini, Turkiye'deki pek cok etnik azinligi... Filmde hayatta yikilmasi en zor sey olan "onyargi" yikiliyor. Filmi izlemeye baslarken izleyeni tiksindiren uzaylilar, filmin sonunda sirin bile gorunebiliyor. Yavas yavas uzayliya donusen devlet memuruyla birlikte, izleyici de otekiledigi gruptan olmanin nasil bir sey olduguna dair empati kurabiliyor.

Hicbir anlamda havada kalmamis, hicbir bosluk birakmamis ve hicbir kliseye yer vermemis bu filmi yapanara burdan hurmetlerimi sunuyor, yanaklarindan opuyorum:) Film zaten basinda hicbir sekilde klise bir sunum yapmayacagini su cumleyle belli etmistir: "Asil sasirtici olan geminin Washington, Manhattan yada Chicago yerine Johannesburg sehrinin merkezine konuslanmis olmasi"...Sanirim bu cumleyle her haltin Newyork'ta gectigi uyduruk Holllywood filmerini yapanlar biraz utanmislardir.

Ozetle ben cok tavsiye ederim, tartismaya bile gerek duymayacak derecede begendim, sizin begeneceginizin tabi ki garantisi yok ama denemeye deger.

03 Aralık 2009 Perşembe

Umud Ali On Uc Aylik


Umudcuk hizla buyumeye devam ediyor. Boyu uzadi, kocaman oldu. Artik masa ustleri, cekmeceler, raflar gibi her yere yetisiyor. Her yeri karistiriyor, nereye ne konuluyor biliyor. Mesela cani bir seyler yemek isterse gidip mutfakta biskuvi, kurabiye vs gibi yiyeceklerin bulundugu dolaba gidip inceliyor, karistiriyor, sevdigi bir sey bulursa alip yiyor. Kurtardi arik kendini pasa, bize minneti yok:) Birkac aydir duraklama doneminde olan disleri tekrar cikmaya karar erdiler. Bu ay iki dis daha cikardi, simdi toplam sekiz disi var. Hicbir yere tutunmadan ayakta durabiliyor, birisi elinden tutarsa yuruyor ama kendi kendine henuz yurumuyor, aslinda bence yuruyebilecek durumda ama cani istemiyor. Hata bence daha dogrusu ihtiyac duymuyor. Nasilsa gunun nerdeyse tamamini annesinin kucaginda geciriyor, ne gerek var yurumeye. Annesi tuvalete filan gitmek zorunda kalirsa da tuvaletin kapisini yumruklamaya gelmek icin de bizahmet emekliyor.

Evet cok dertliyim bloggerlar. Umudcuk annem hep beni sevsin, hic kucagindan indirmesin donemine girdi. Bu donemde cocuklarin en buyuk korkusu annelerinden ayrilmak ve bu korkuyla bas etmek icin de boyle kuduruk birkac ay geciriyorlar. Donemdir gecer deyip idare ediyoruz. Sanirim tam da bu yuzden anne sutune daha duskun oldu. Benim bu aya kadar emzirmekle bir sorunum yoktu. Ama bu ay Umud onu birakmayayim diye emzirmeyi kullanmaya basladi. Yanindan gitmemem icin gogsume yapisik yasiyor. Aslinda artik ufak ufak anne sutu vermeyi birakmak istiyorum, benim icin cok yorucu olmaya basladi. Nasil yapacagim hic bilmiyorum, henuz bir deneme yapmadim. Etrafimdaki bebegine anne sutu vermis ve sutten kesmis annelere soruyorum; ortak cevaplari hep bebegin emmekten kendisi vazgectigi. Tabi onlarin bebekleri 7-8 aylikken birakmis, ben o kadar erken kesmek istemezdim ama su ara Umud kendisi biraksa ne iyi olur:)


Bunlarin disinda bu ayin buyuk olayi benim kucuk sevgilim kendi kendine yemek yemeyi ogrendi. Aslinda kendisi yemek istedigine dair birkac aydir sinyaller vardi da ben hep daha kucuk, ortalik mahvolur diye erteliyordum. Evet ilk birkac gun ortaliga yemekler sacildi ama su an yavas yavas catalini koftelere, makarnalara batirip, yemegini yiyor. Saka maka buyuyor kusum.

Ayrica pasamiz telefonla gorusme yapmayi ogrendi, hergun ik uc posta anneannesiyle konusuyor. Biz annemle konusurken telefonu elimden almak icin kendini paraliyor. Pes edip veriyorum, "acaaaiii ditttiiii gabadigi mamma" filan diye bidi bidi anneme bir seyler anlatiyor, ne diyor hicbir fikrim yok:) Annem de "Yaa oyle mi mamma mi yedin, cis yaptin mi, arabalarinla oynadin mi bugun" filan gibi sorular soruyor, guzel guzel sohbet ediyorlar:) Konusmalari bitince Umud telefonu bana uzatip oyun oynamaya gidiyor:)

Bir sure once babasi onu ilk kez berbere goturdu, saclari cok uzamisti. Gerci ben Turkiye'de yazin onlerinden azicik kestirmistim ama o sayilmaz. Berberi birbirine katmis, adamcagiz ne yaptiysa sacini kesememis, sonunda birazcik kisaltabilmis. Yeniden goturmek istiyoruz ama korkuyoruz:)

Bir de espriden anlamaya falan basladi, kendince komiklik yapiyor. Mesela bazen yapmamasi gereken bir sey yaptiginda ona kizarsak, karsiliginda suratini kendince korkunc buldugu -aslinda cok seker- bir sekle sokuyor. Biz de" Ayy cok korktum, hiii!!" filan diye korkmus numarasi yapiyoruz, nasil guluyor:) Kuzum benim.